Top Ad unit 728 × 90

Bir Milyon Kişinin Öldürüldüğü Ruanda Soykırımı


1994 yılında bütün dünyanın gözü önünde Afrika'nın küçük bir ülkesi olan Ruanda' da iç savaş nedeniyle yaklaşık 1 milyon kişi öldürülmüş, 2 milyon kişi göç etmek zorunda bırakılmıştır. Dünyanın gözü önünde işlenen bu cinayetlere kimse zamanında müdahale etmemiş ve sorumluluğunu almamıştır.
Yakın tarihte gerçekleşen bu soykırıma, sözde medeni olarak görünen Avrupa ve Birleşmiş Milletler insan hakları komisyonunun, olaylar karşısında ne kadar duyarsız olduklarını bir kez daha göstermişlerdir. Zaten Avrupa için insan hakları söz konusu olunca, Afrika'daki insan hakları tarih boyunca unutulmuştur.

19. yüzyılın başlarında Ruanda, sömürge olarak Almanya'ya verilmiş ancak Almanya bu fakir ülkeyle ilgilenmemiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra Belçika'ya verilmiş, kağıt üzerinde Belçika bu ülkenin hakimi olmuştur. Ülkede yönetimini sağlamlaştırmak için ise her zaman uyguladığı gibi ırk ayrımcılığı siyasetine girmiştir.
Belçika geçmişten beri Afrika'da bulunan sömürgeleri için uyguladığı, yapay ırk ayrımı sayesinde sürekli karışıklık yaratarak, kendi yönetimini güçlendirmeye çalışmıştır. Bu sebepten dolayı aslında aralarında hiçbir far olmadığı halde halk,  Hutu ve Tutsi diye ikiye bölünmüştür.
Tutsi halkı, popülasyonun % 9' unu oluşturmaktaydı,  kalanı ise Hutu idi. Belçika azınlıkta görülen Tutsilerin ari ırktan, Nuh'un soyundan geldiklerini, daha yakışıklı ve güzel göründüklerini iddia ederek, Ruanda halkı arasında ayrımcılık yaparak, Tutsileri devletin üst kademelerine yerleştirerek, sağlık ve eğitim hizmetlerinde öncelik tanınmasını sağlamıştır. Tüm halka  Hutu veya Tutsi olduklarını gösteren yazılı Kimliklerin dağıtılması ile birlikte, ilk olarak halkı bölmeye soyunmuştur.
Belçika ikinci dünya savaşından sonra artan  medeniyet seviyesi nedeniyle bölgeden çekilmiş ve Ruanda özgürlüğüne kavuşmuştur. Ancak çilesi bitmemiştir.
Ruanda'da bulunan Hutular, Avrupalı beyaz sahiplerinin siyah akrabaları olarak gördükleri Tutsileri kayırıldıkları gerekçesiyle onlara zulmetmeye başlamış ve binlercesini 1960 yılında öldürmüştür. Pek çok Tutsi Etiyopya ve çevre ülkelere göç etmek zorunda bırakılmıştır. Ardından göç etmek zorunda kalan Tutsilerin, Ruanda' ya tekrar geriye dönmeleri için Tutsiler tarafından RGB adında birlikler kurularak politik baskılar yapılmıştır.

1990lara gelindiğinde ise bölgede Fransa ve Belçika aktif konumda idi. hutuyu hükümeti iktidarda olduğu bir dönemde hutu halkı sürekli tutsilerden intikam almanın hazırlığını yapmaktaydı.
Pek çok yönden hazırlıklar içerisinde olan hutuları hiç kimse müdahale etmedi ve bilindiği halde Ruanda halkı oldukça fakir durumda olmasına rağmen Paraları olmadığı için Çinden satır sipariş etmişti 500 bin adet palayı sırf katliam için hazırlamışlardır.
Ayrıca sivri uçlu sopalar almıştır buna gerekçe olarak böcek avlayacaklarını söylemişlerdir ve bu sebeptendir ki hutular için tutsiler hamam böceği lakabı almışlardır. o dönemde tutsilerden hamamböceği olarak bahsetmişlerdir.
1994 yılına gelindiğinde Hutulardan seçilen, Ruanda devlet başkanının bulunduğu uçağın düşürülmesi üzerine,  tekrar karışıklıklar çıkmış ve Radyo anonsu ile Hutulardan oluşan çeteler katliama başlamış, önlerine gelen herkesi öldürmüşlerdir.
Daha önceden fişledikleri Tutsi ve ılımlı Hutular tek tek öldürmeye başlanmış, insanlığın şimdiye kadar görmediği en büyük soykırımlardan biri olan bu katliam görüntüleri canlı yayınlarda gösterilmiştir. Öyle ki o kadar çok insan öldürüldü ki ortalık cesetten geçilmiyordu, bölgede bulunan Avrupalılar ise tahliye edilmeye başlanmış, İlk başlarda korkularından ellerinde bulunan Tutsileri, Hutulara Yani cellatlarına kendi elleriyle teslim etmişlerdir.
Amerika Somali'deki  başarısızlığı nedeniyle, o dönem Ruanda'ya müdahale etmemiş bir nevi salağa yatmıştır. Fransa ve Belçika'da her şeyin sorumlusu olduğu halde( Fransa'nın Ayrıca bütün hutu milislerini eğittiği şeklinde iddaalar mevcuttur )hiçbir şekilde müdahalede bulunmamışlardır. Tüm dünya Ruanda'da yaşanan soykırım katliamına seyirci kalmıştır. Ayrıca Amerika sorumlu olmamak adına, Birleşmiş Milletler'e baskı yaparak soykırım yönetmeliğinde değişikliğe gitmiştir.
Ruanda'da 100 gün içerisinde binlerce, on binlerce insan ellerinde Pala ve sopalarla inanılmaz katliamlara girişerek insanlar öldürüldü, tecavüz turları, canlı katliamlar, insanlığın ulaştığı tüm iğrençlikler o dönem Ruanda'da yaşanmıştır.
Öyle ki Parası olan Tutsiler, acısız ölmek için kurşun satın alıyor ve kurşunla öldürülüyordu, parası olmayanlar ise acı içerisinde canavarca öldürülüyordu, kadınlar ise defalarca tecavüz edildikten sonra ya tecavüz nedeniyle ölüyor ya da işleri bitince öldürülüyordu. Hazırlıkta olan Hutu katliamcıları perişan ve hazırlıksız savunmasız halk üzerinde öyle katliam yapmıştır ki savunmasız halkı öldürmekten geri durmuyor, Hutu milisleri artık öldürmekten yoruldukları zaman, insanların Aşil tendonlarını keserek hareket etmelerini engelliyor, dinlendikten sonra onları öldürüyorlardı.
Bu kadar adice bir dramın ve insanlığın yüz karası olan durumların yaşandığı ortamda, Avrupalı yani Sözde Medeni ülkelerin hiçbiri, bu olaylara müdahale etmemişlerdir. Fransa hükumetine yapılan tüm müdahale çağrılarına karşın sessiz kalması üzerine, Tutsilerden oluşan milis Kuvvetleri, diğer ülke sınırlarında örgütlenerek, artan katliamları durdurmak için Ruanda' nın doğusundan ülkeye RGB adı ile ilerleyerek  ülkeye müdahale etmesi üzerine, Fransa birdenbire Harekete geçmiş ve katliamı yapan Hutu hükümetine destek olmak amacıyla ülkeye asker göndermiş ve RGB' nin ilerlemesini engellemiştir. Yapılan bu engellemeler yüzünden, Fransa'nın sorumluluğunda 200.000 Ruandalı Katliama uğramıştır.
İşin sonunda RGB' nin  Hutu hükümetini devirmeyesiyle iç savaş sona ermiş katliamlar durmuştur. ardından RGB' nin intikam alabileceği korkusuyla iki milyon Hutu göç etmek suretiyle diğer ülkelere sığınmışlardır.
Bu soykırım nedeniyle ülkede bulunan her şey adeta sıfırlanmış, kamu idareleri yok olmuş, ülke yüzlerce yıl geriye gitmiş ve hala toparlanamamıştır.
Savaşın ardından göstermelik yargılamalar yapılmış insan hakları alanında yeterince cezalar verilmemiştir. Ruanda'da yerel mahkemeler kurulmuş ve bu mahkemelerde, sadece 3 insandan fazlasını öldürenler yargılanmıştır. Ruanda soykırımı ile ilgili pek çok film çevrilmiş ve Eser yayınlanmıştır. Bunlardan en ünlüsü Oscar Ödülü alan Otel Ruanda'dır

Bir Milyon Kişinin Öldürüldüğü Ruanda Soykırımı Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 09:26 Rating: 5
loading...

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Gitar Öğrencisi Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.