Top Ad unit 728 × 90

Kudüs'ü Nasıl Kaybettik - Kudüs Osmanlı'nın Elinden Nasıl Çıktı

S

Kudüs, dünyanın en önemli şehirlerinden biri olup üç semavi din için kutsal bir öneme sahiptir. Tarihin en eski şehirlerinden biri olan Kudüs bugün işgalci İsrail devletinin sınırları içerisinde yer almakta olup, İsrail tarafından Başkent yapılma hevesi taşıyan çok önemlidir kutsal şehirdir.

Kudüs, bizim tarihimizde oldukça önemlidir. İslam dini için kutsal sayılan Kudüs şehri, tam 401 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Osmanlı Hakimiyeti altında kaldığı  süre içerisinde, en refah ve barışçıl dönemlerini yaşamıştır.

Kudüs' ün tarihine kısaca göz atmak gerekirse, Kudüs şehri kurulduktan sonra ilk etapta Mısır firavunlarının eline geçmiş, daha sonra Büyük İskender bölgeyi fethetmiş ve ardından Roma İmparatorluğu Kudüs' te hakimiyet sağlamıştır. Tarih kaynaklarına bakılacak olursak, aslında bugün İsrail devletinin iddia ettiği gibi Kudüs şehrinde ki Yahudi yerleşim dönemi oldukça kısıtlı ve az bir zamandır.

Hz. Ömer'in Kudüs Fethi

Hz. Ömer 636 yılında Kudüs'ü fethettikten sonra, Patrik Sofronyus şehrin anahtarını Hz. Ömer'e kendisi vermiştir.

Hz. Ömer devrinin ardından Mukaddes şehir Kudüs emevilerin hakimiyeti altında kalmıştır.
Ardından Selçuklular şehre hakim olmuş, daha sonra Avrupa'da yaşanan Haçlı Seferleri sonucunda Kudüs önemli bir hedef haline gelmiş ve Haçlılar tarafından Kudüs ele geçirilmiştir. Kudüs'ün haçlılar tarafından ele geçirilmesinin ardından, bölgede yaşanan ve Müslümanlara karşı yapılan katliamlar, tarihin en Kara lekelerinden biridir.

Selahattin Eyyubi ve Haçlılar

Haçlı Seferleri sonucunda başlayan bu katliam ve zulmün üzerine, tarihin en önemli komutanlarından biri olan Selahattin Eyyubi, 1187 yılında yapılan Hittin Savaşıyla Kudüs' ü haçlıların elinden geri almıştır. Kudüs halkına çok iyi muamele etmiş, Hatta düşmanları ile ilişkilerini de mütevazi bir şekilde sürdürmüş, Aslan Yürekli Richard ile hediyeleşmeler dahi yaşanmış, bu sebepten bugün dahi hala Avrupa'da Selahattin Eyyubi, oldukça iyi bir şekilde anılmaktadır. Kudüs, her dönem haçlıların en önemli hedefi olmuş, haçlı seferleri için propagandalar Kudüs üzerinden yapılmıştır.
Selahattin Eyyubi' nin vefatının ardından, Fransız Frederick tekrar Kudüs'ü ele geçirmiş ve haçlıların elinde 11 yıl boyunca kaldıktan sonra, 1244 yılında Salih Necmettin Eyüp tarafından kutsal  Kudüs şehri Müslümanlar tarafından tekrar geri alınmıştır.

Ardından Ortadoğu'da bu kez başka bir zulüm baş göstermiş ve Moğollar Kudüs'e saldırmıştır. Moğol ordusu tarafından şehri ele geçirilmiş daha sonra, Baybars önderliğinde Memlüklüler 1259 yılında Ayn Calut Savaşı'nda Moğollara karşı yapılan ustaca taktikler sayesinde şehir Memlüklerin eline geçmiştir.
Memlükler'in Kudüs üzerinde ki hakimiyeti 1517 yılına kadar sürecekti.

Kudüs Osmanlı Hakimiyetine Giriyor

Osmanlı İmparatorluğu' nun en önemli padişahlarından biri olan Yavuz Sultan Selim,  doğu seferine çıktığında hedefinde Mısır vardı. Şii Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra, gözünü Mısır'dan sonra Memluk Devleti' ne çeviren Yavuz Sultan Selim, Öncelikle Suriye'de Şam ve Halebi fethetmiş, ardından hedefini güneye doğru belirlemiştir. Yavuz Sultan Selin'in Veziriazamlarından biri olan Sinanpaşa' ya Kudüs'ü ve çevre yöreleri fethetmesi için talimat da bulunmuş ve böylece 28 Aralık 1516 yılında Sinan Paşa önderliğinde Kudüs ele geçirilmiştir.

Daha sonra Yavuz Sultan Selim 31 Aralık 1517 yılında yani Miladi takvime göre 1516 yılının son gününde Kudüs'e gelerek Kudüs'ün ismini Kudüs'ü Şerif olarak değiştirmiştir.
Aslında tarihi kaynaklarda Kudüs'e giriş, Kudüs, Gazze, Nablus gibi önemli şehirlerin fethedildiği tarihler tam olarak net değildir. Ancak bir çok tarihçi Osmanlı'nın Kudüs'ün fethini 28 Aralık 1516 yılında olduğu konusunda görüş birliği paylaşmaktadırlar.

Bazı kaynaklarda Kudüs'ün Savaşarak değil halkın kendi isteği ve iradesiyle Osmanlılara teslim olduğu geçmektedir. Ancak bu konuyla ilgili net bir bilgi yer almamaktadır.
Kudüs'ün fethine genel olarak bakıldığında, Veziriazam Sinan Paşa 1516 yılının Aralık ayında, Yavuz Sultan Selim'in talimatı ile bu Mukaddes şehir, Osmanlı hakimiyeti altına geçmesi sağlanmış ve Kudüs şehrini Memlüklülerden almıştır.

Ardından tam 401 yıl boyunca Kudüs'te refah huzur ve barış dolu günler yaşanmıştır. Osmanlı padişahları özellikle Kudüs'e özel önem göstermiş şehrin mimari açıdan kalkınması sağlanmış ve 3 dinin mensupları ile birlikte hoşgörülü bir şekilde Kudüs içerisinde barış içerisinde yaşamış, ayrıca bölgeye gelen Ziyaretçilerde herhangi bir zorluk yaşamamışlardır.

Birinci Dünya Savaşı ile Kudüs'ün Kan, Gözyaşı ve Kargaşa Dönemi Başlıyor

Çoğu tarihçinin söylediği gibi asıl adı paylaşım Savaşı olan 1. Dünya Savaşı neticesinde, Kudüs'ün bugüne kadar süregelen çatışmalar, gözyaşı, tahammülsüzlük, zülüm ve hoşgörüsüzlük ile anılan tarihi başlamış oluyordu.
Cemal Paşa Filistin Cephesi'nde

1915 yılında Osmanlı'yı bir an önce saf dışı bırakmak ve Ruslara yardım götürmek isteyen İngilizler Çanakkale'de hiç beklemedikleri ağır bir tokat yiyerek geri çekilmişlerdir. Ardından kutulama arada de bozguna uğrayıp esir alınınca, İngilizler Ortadoğu' da farklı yöntemler geliştirme amacına girmiş tir.

Yaşanan Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru ham madde ihtiyacı oldukça yüksek bir seviyeye çıkmıştır. Hindistan önemli bir ham madde kaynağı olduğundan, Hindistan yolunu güvenceye almak isteyen İngilizler için Ortadoğu, stratejik bir öneme sahip olmuştur. Bu sebepten Arabistanlı Lawrence adıyla bilinen İngiliz casusu Lawrence , Şerif Hüseyin isyanı adıyla bilinen Arap isyanları neticesinde, Osmanlı oldukça zayıflatılmış ve sonucunda Ortadoğu bugünkü kargaşa ortamına dönen coğrafyanın temelleri 100 yıl önce kazılmıştır.

İngilizler ve müttefikler Araplara bağımsızlık sözü ve bol altın vaat ederken, aynı zamanda siyonistlere de bağımsız İsrail 'in vaadinde bulunmuşlardır.
Osmanlı ordusu bu sebepten önce Kanal cephesinde İngilizlerin bağlantısını kesmek için konuş dansa da yaşanan başarısızlığın ardından kuvvetlerini Filistin ve Suriye kaydırmışlardır.
Yaşanan 1. Gazze Savaşı'nda 30.000 kişilik Kahraman Osmanlı ordusu, bin kişi civarında bulunan tam tesisatlı İngiliz ordusunu geri püskürtmüş, İngilizler Çanakkale'nin ardından ikinci kez Türk'ün yüzünü hissetmişlerdir. İngiliz askerlerinin hatıralarında yer aldığı gibi 1. Gazze Savaşı sonunda Çanakkale akıllarına gelmiştir.

Daha sonra yaşanan 2. Gazze kuşatması daha ağır olmuştur. Filistin şehirleri ve özellikle Mukaddes Kudüs ağır bombardımana maruz kalmıştır. Osmanlı güçleri de daha fazla dayanamayarak şehri boşaltmışlardır. Ancak Kudüs şehri İngilizlere teslim edilmiş gibi görülse de ardında yatan gerçek gizli belgelerin ortaya çıkmasıyla anlaşılmıştır. Kudüs'ün İngilizlere bırakılmasının asıl sebebi mübarek şehrin tahrip olmasını önlemekmiş.

Devasa toplarla bombalanan Kudüs daha sonradan ortaya çıkan telgraf kayıtlarına göre Kudüs mutasarrıfı İzzet Bey kutsal mekanların tahrip olmasından çekindiği için İngiliz makamları ile irtibata geçmiş ve Kudüs, 9 Aralık 1917 yılında İngilizlerin eline geçmiştir.
Kudüs Mutasarrıfı İzzet Beyin İstanbul'a Gönderdiği Telgraf

Şehre obüslerin düştüğünü ve dini mekanların büyük tahribattan korunması için askerlerini çektiğini İngiliz karargahını hem de dahiliye nezaretine İzzet Bey tarafından bildirilmiştir.
Kudüs'ün teslimi ile ilgili Beyaz Bayrak çeken Kudüs belediye başkan vekili Hüseyinzade Hüseyin Bey tarafından teslim mektubu İngiliz birliklerine vermesiyle sonuçlanmıştır. 401 yıl Türk hakimiyetinde Osmanlı'nın elinde bulunan Mukaddes şehir Kudüs, İngiliz mandası yani İngiliz hakimiyetine geçmiştir

İlerleyen yıllarda Filistin bölgesi İngiliz hakimiyeti altında yönetilmiş, ardından ifade edildiği gibi herhangi bir bağımsızlık verilmemiştir. Araplara daha sonra 2. Dünya Savaşı'nın öncesi ve 2. Dünya Savaşı sırasında İngilizler her ne kadar engellemeye çalışılsa da çok bir önlem almadıkları görülmektedir. Bölgeye yoğun bir Yahudi göçü başlamış, 1948 yılında da 2. Dünya Savaşı bitiminde alelacele alınan bir kararla, uluslararası kararlara aykırı olarak İsrail Devleti kurulmuştur. Kurulduğu tarihten bugüne Kudüs meselesi gündemi sürekli meşgul etmekte ve Kudüs'te yaşanan zulüm ve baskılar artarak devam etmektedir.
Kudüs'ün İngilizler'e Teslimi

Kudüs'ü teslim alan İngilizlerin boğa lakaplı Generali Allenby 9 Aralık 1917 yılında,  Kanuni Sultan Süleyman' ın yaptırdığı, Hz. İbrahim kapısından yürüyerek şehre girmiş, Cadde boyunca İngiliz birlikleri, Arap ve Hristiyan halk tarafından yapılan tezahüratlar arasında ilerlemiştir.
Bizim için hüzün dolu bir tarih olan Kudüs'ün kaybedildi 9 Aralık 1917 günü, ne yazık ki batı dünyası açısından zaferler ile hatırlanan bir gün olmuştur. Hatta ilginçtir Allenby' in Kudüs'ü teslim alırken yürüdüğü görüntü batı dünyasında Gazete manşetlerine geçmiştir. Hatta müttefikimiz olan Almanya'da bile pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Kudüs'ün Hristiyanların eline geçmesini kilisede zafer çanları çalarak kutlamıştır.
Selahattin Eyyubi den bu yana Müslümanların elinde bulunan Mukaddes Kudüs şehrinin yeniden Hristiyanların eline geçmesi, Birinci Dünya Savaşının asıl amaçlarının ortaya konan bir başka tarihi gerçek olmuştur.
İzzet Bey, General Allenby' in karargahına gönderdiği mektupta ;

  “İngiliz Kumandanlığı’na,  Her milletçe mukaddes olan Kuds-i Şer’if’te iki günden beri bazı emâkine (mekânlara) obüsler düşmektedir. Hükümet-i Osmaniye’ce sırf emâkîn-i diniyyeyi (dinî mekânları) tahripten vikayeten (korumak için) asker kasabadan çekilmiş ve Kamame ve Mescid-i Aksa gibi emâkîn-i diniyyenin (dinî mekânların) muhafazasına memurlar ikame edilmiştir. 


 Tarafınızdan da bu yolda muamele edileceği ümidiyle işbu varakayı Belediye Reisi Vekili Hüseynîzade Hüseyin Bey ile gönderiyorum efendim.  Kudüs Müstakil Mutasarrıfı İzzet. 8-9/12/33 (1917)”.


demiş ve Kudüs bu telgrafın ardından 1 saat sonra düşmüştür.

Atatürk ve Kudüs

Ülkemiz için gerek İslami hassasiyetleri gerek kutsal bir şehir olması, ayrıca tarihimizde önemli bir yer tutması nedeniyle Kudüs, çok önemli bir şehirdir bizim açımızdan. Siyasi düşünceler ne olursa olsun neredeyse ülkedeki düşünürler siyasetçiler ve halkın büyük çoğunluğu Kudüs konusunda aynı hassasiyetle sahiptir ve Geçmiş dönemde de böyle olmuştur.

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1937 yılında mecliste yaptığı ve bir Hint gazetesinde yayınlanan konuşmasında Kudüs hakkında söyledikleri, bu konuda bağlayıcı niteliktedir.
O dönem İngiliz mandası altında bulunan Kudüs ve Filistin hakkında yaptığı açıklamalar Bugüne Işık tutacak derecede çarpıcı niteliktedir.

Atatürk, Filistin konusuyla ilgili Haziran 1937’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şu konuşmayı yapmıştır:

“…Araplar’ın arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa bir kaç sene Araplar’dan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız.

Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız.

Cedlerimizin, Selahaddin`in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bu gün, Allah’ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.” (Hoş Geldin Atatürk, Prof. Dr. Haydar Baş; Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi; Bombay Cronicle 27.07.1937 münteşir)

Tarih bize göstermektedir ki Haçlı seferlerinden günümüze her zaman Kudüs'ten Müslüman varlığını silmek, Siyonistlerin ve Haçlıların emelleri arasında olmuştur. Yıllardır Kudüs ve Kutsal Topraklar Üzerinde dönen Kirli Oyunlar, bugün Bu gerçeği gözler önüne sermektedir.

Kudüs'ü Nasıl Kaybettik - Kudüs Osmanlı'nın Elinden Nasıl Çıktı Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 15:16 Rating: 5
loading...

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.