Top Ad unit 728 × 90

Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Ülkeler ! ABD 'nin Demokrasi Götürdüğü 10 Ülke

d

Dünyanın jandarmalığına soyunan, dünyayı kendi ülkesi ve diğer ülkeler şeklinde ikiye ayıran zihniyete sahip, Amerika Birleşik Devletleri yakın dönemde, özellikle 11 Eylül saldırıları sonucu dünyanın girdiği kaotik düzen sebebiyle, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmek, ülkelere demokrasi getirmek bahanesiyle yönetimlerini değiştirme operasyonlarına girişmiştir.
Yakın dönemde Orta doğuda yaşanan olaylar Amerika'nın getirdiği sözde demokrasinin uzantıları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle Soğuk savaş döneminin yaşandığı 2. Dünya Savaşından sonra, Amerika büyük bir şekilde Galip olarak çıkmış ve dünyanın önemli bir politik gücünü ele geçirmiştir. Bu sürecin ardından pek çok ülkeye demokrasiyi getirmek bahanesiyle, istediği yönetim şeklini kurmak için devrimler, darbeler ve iç savaşlar yoluyla, kendi isteklerine uyan rejimi uygulamaya çalışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri  bu örtülü operasyonları CIA'ya yaptırmıştır. Daha sonradan ortaya çıkan raporlar, gazete haberleri ve belgeler ışığında  örtülü operasyonların yapıldığı açık ve net bir şekilde görülmüştür.
Şimdi gelin Amerika'nın demokrasiyi getirdiği, yani demokrasi adı altında yönetimini değiştirdiği ülkelerin ilk durumlarından daha karışık bir düzene bıraktığı (yani kobra etkisi bknz. ) ülkelere bir göz atalım.
Bu yazıda öncelikle Amerikalıların koloni şeklinde oluşturduğu, Amerika Birleşik Devletleri' nin temelinde Kızılderililere getirdiği demokrasiden bahsetmeye gerek yoktur. Çünkü Amerikalıların Kızılderili soykırımıyla ilgili olarak şu anki tarihlerinde "vahşilere medeniyet getirdiklerini" iddia etseler de bu husus Kızılderililer açısından hiç de öyle olmamıştır. Beyaz adamlar Kızılderililerin yurdunu işgal ederek milyonlarca insanın ölümüne sebep olan bir sürece imza atmışlardır.

Amerika İkinci Dünya Savaşından sonra dizayn etmek istediği,  Uzakdoğu' dan Güney Amerika'ya yine Amerika'dan Afrika'ya pek çok dünya ülkesine örtülü operasyonlarla gizli girişimlerde bulunmuşlardır.

Japonya -1945


Amerika'nın demokrasiyi getirdiği ilk ülkelerden biri 1945 yılında Japonya olmuştur.
Japonya'nın Amerika'ya karşı 2. Dünya Savaşı sırasında Pearl Horbour donanmasına uyguladığı ( Aslında bu husus da pek çok komplo teorisine gebedir) kamikaze saldırılarından sonra Amerika, Japonya'ya 2 adet atom bombası atarak savaştan çekilmesi sağlanmış, bunun ardından Başbakan Hideki Tojo idam edilmiş, ancak Japonya kralı (Güneş Kral)  Hirohito' nun  tahttan indirilmesi yerine kendi yönetimlerinin dizaynında bir ülke olarak kalması için anlaşma yoluna gidilmiştir. Bunun sonucunda Japonya 1945 yılından günümüze dek uzanan Amerikanvari bir yönetim sisteminin etkisinde ilerleyen ülke olmuştur.

1950 - Kore


Kore, Amerika'nın demokrasi getirdiği bir diğer ülkedir. Amerika' nın getirdiği demokraside, Kore Yarımadası Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye bölünmüştür. Şu an hala resmi bir barış anlaşması olmadığı için fiili olarak iki ülke savaş halindedir. 1950 yılında yaşananlara kısaca değinmek gerekirse, kuzeyde Kim İl Sung önderliğindeki grup Kore Yarımadasının yani Kore' nin tamamına komünist bir rejim getirmek istemiş, buna karşı çıkan Amerika,   Birleşmiş Milletleri devreye sokarak Kore'ye komünizm rejiminin hakim olmasını engellemek için Kore Savaşının başlamasını sağlamış ve savaşın sonunda Kore iki ayrı cumhuriyete bölünmüştür. Bugün Güney Kore hala Amerikan askerlerinin bulunduğu ve Amerikanvari bir yönetim anlayışı içerisinde süregelen bir ülke olmuştur.

1953 - Ajax operasyonu İran



2. Dünya Savaşı'nın ardından Amerika ve İngiltere toparlanma sürecinde petrole ihtiyaç duyar ve ihtiyaç duydukları petrolü tedarik ettiği en önemli ülkelerden birisi İran oluyordu. Her şey Amerika ve Amerikan yanlısı yönetiminde bulunan Şah Rıza Pehlevi için son derece iyi gidiyordu. Ancak İran içerisinde hoşnutsuzluk bulunmaktaydı, içlerinden çıkan siyasetçiler İran petrolünün, İran halkına ait olmasını istiyordu ve yaşanan demokratik seçimlerde seçimleri kazanan Musaddık, Başbakan olarak atandıktan sonra ilk işi İran petrolünü millileştirmek oldu. Buna çok kızan Amerika ve İngiltere İran'a bir dizi ambargo uygulamış, ancak Musaddık boyun eğmemiştir. Ardından Musaddık aleyhinde haberler çıkmaya, halk hareketleri tezgahlanmaya ve çeşitli örtülü operasyonlar yapılmaya başlandı. Bunun adına da Ajax operasyonu adı verildi. Sonucunda ise 1953 yılında yaşanan ve Musaddık' ın devrilmesiyle sonuçlanan İran darbesi gerçekleşti.

1953 yılında yaşanan İran darbesinin, CIA destekli olduğu o dönem bilinse de yakın dönemde Amerika'da bilgi isteme kanunu çerçevesinde belgeleriyle ortaya çıkmış, o dönemde yaşanan ve halkın seçtiği Musaddık' ın devrilmesi ile sonuçlanan İran darbesinde İngilizlerin ve ABD'nin  yoğun faaliyetlerdee bulunduğu ortaya çıkmıştır.
1953 yılında yaşanan darbe ile Şah Rıza Pehlevi, kısa bir süre için Roma'ya kaçmış ülkede iç savaş varmış gibi gösterilmiş, daha sonrasında Musaddık, yaşanan darbe ile devrilmiş, Şah Rıza Pehlevi İran'a geri dönerek tahtta kalacağı 1979 yılına kadar ülkeyi İngiliz ve Amerikalıların tam da istediği şekilde yönetmiş, özellikle İran petrollerinin sömürgeleştirilmesine izin vermiştir.

1961 - Laos

 Başkan Kennedy Laos Operasyonunu Anlatıyor



Amerika Birleşik Devletleri pek bilinmeyen Uzakdoğu ülkelerinden Laos' a da demokrasi götürmüş bir ülkedir. 2. Dünya Savaşı'nın ardından özellikle 1950 yılında  Laos' ta artan komünist hareketleri engellemek için ilk etapta Başkan Kennedy'nin emriyle CIA, 11000 kişiden oluşan milis bir ordu kurmuş, bu gizli Ordunun amacı komünistlere karşı savaşmaktır.
İlk etapta komünist güçlere karşı kullanılan bu gizli ordu, daha sonradan Vietnam 'a karşı kullanılmaya başlanmış.

1962 yılında Cenevre Barış Anlaşması gereğince, Amerika'nın Laos' ta  kurduğu gizli Orduyu dağıtması gerekirken CIA orduya desteklemeye devam eder.
Ancak ortada büyük bir sorun vardır. Bu gizli operasyon, kongreden Bile saklandığı için kaynaklar doğrudan aktarılamaz burada tehlikeli bir plan geliştirilir.

CIA, Devasa eroin laboratuvarları kurarak burada üretilen eroini, Amerika'ya taşımaya başlar. Böylelikle altın boynuz kavramı ortaya çıkmış olur.

1960 yılından sonra Amerika, Laos' u Kuzey Vietnam da ki komünistlere yardım ettiği gerekçesiyle yoğun bombardımana tutmuş, 1962 yılında ise Amerikan deniz piyadeleri ülkeye asker çıkararak (aynı Dominik Cumhuriyeti'nde olduğu gibi) işgal etmiş ve ileri ki dönemlerde, yani  Vietnam Savaşı' nın sonuna kadar pek çok defa devasa bombalarla Laos' u bombalamıştır.

Bugün bile Laos'ta yıllar önce Amerika'nın atmış olduğu ve patlamamış bombaların patlaması sonucu Çiftçiler ve çocuklar zarar görmektedir.

Patlamamış Amerikan bombalarının ülkeden tamamen temizlenmesinin yaklaşık olarak 2065 yılına kadar süreceği öngörülmekte olup, patlamayan  Amerikan bombalarının yılda yaklaşık 100 kişinin ölümüne neden olmaktadır.

1965 - Dominik Cumhuriyeti



Dominik Cumhuriyeti, Amerika'da bulunan bir ada ülkesidir. Hatta Kristof Kolomb ilk olarak burayı keşfetmiştir. Dominik Cumhuriyeti sıcak güzel bir tatil yöresi gibi görünse de siyasi yaşamı ve ülkenin istikrar durumu her zaman karışık olmuştur.

Ülkenin kurulmasının ve bağımsızlığının ardından Amerikan destekli Rafael Leonidas Trujilo tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Amerika' nın başa getirdiği bir asker olmuş, öncesinde yaşanan demokratik seçimleri kabul etmemiş ve ülkeyi 35 yıl kendi yönetiminde Amerikan destekli bir yapıda  sürdürmüştür.

1961 yılında Trujilo suikast sonucu öldürüldükten sonra (Öldürüldüğü gün Dominik'te bayram olarak kutlanmaktadır.), ülke yaklaşık 4 yıl boyunca kaos içerisine girmiş ve çeşitli gruplarının iktidar mücadelesine sahne olmuştur. 1965 yılında yine ülkeye demokrasi getirme bahanesiyle Başkanın emriyle Dominik CumhuriyetiAmerikan deniz piyadeleri tarafından işgal edilmiş ve ardından 1966 yılında yaşanan isyanının bastırılması için özel ekipler kurulmuş, ayrıca yaşanan bu süreçte yoğun işkencelerin uygulandığı iddia edilmektedir. 1966 yılında yaşanan ve bugün dahi hala şaibeli olduğu iddia edilen seçimleri, Joaquin Balaguer kazanmış ve 1978 yılına kadar ülkenin başında kalmıştır. Dominik Cumhuriyeti o dönemden bugüne Amerika'nın bir uydu ülkesi, bir nevi muz Cumhuriyeti olarak adlandırılan, demokrasiden uzak sürekli siyasi karışıklıkların yaşandığı bir ülke olarak varlığını sürdürmektedir.

1973 - Şili


Şili, Amerika'nın demokrasi getirdiği bir diğer Güney Amerika Ülkesi olmuştur. Amerika 2. Dünya Savaşından itibaren komünizme karşı savaş ilan etmiş ve bu sebepten Komünizmin yayılmasını engellemek için pek çok ölçüde operasyonlar da bulunmuştur. Bunun en bariz örneklerinden biri 1970 yılında Şili de yaşanmıştır. Amerika, arka bahçesi olarak gördüğü Şili de 1969 yılında ki seçimlerde Sosyalist Lider Allende'nin seçilmesini hazmedememiş ve ülkeye ekonomik yardımları kesmiş, Şili de CIA destekli grevler çıkartmaya başlamıştır. Ülkede halk hareketleri yoğunlaşmış ve ülke istikrarsız hale gelince, 1973 yılında Şili Genelkurmay Başkanı Augusto Pinochet ' nin Amerika destekli darbe yapması sonucu, 1973 yılından itibaren Şili' de cunta rejimi hakim olmuş ve darbe esnasında halkın seçmiş olduğu Başbakan Allande hayatını kaybetmiştir.
Allande' nin Son Anları

Şili 1973 yılında yaşanan darbenin ardından, hala istikrarsız sürecine devam etmektedir.

1983 Granada


Karayip ülkesi olan Granada, Amerika' nın yakın komşularından biri olması sebebiyle sürekli abluka ve gözetim altında tutulması gereken yerlerden biriydi. 1983 yılında ise Granada devlet başkanı Bishop' un bir grup komünist devrimci tarafından yakalanıp idam edilmesinin ardından, Başkan Ronald Reagan' ın emriyle Granada' ya binin üzerinde Amerikan askeri çıkarılarak yaşanan Kaos ortamı sona erdirildi. Amerika bir kez daha demokrasi getirmiş oldu.

Amerika, gözlerini Granada'ya çevirmesinin ardından adada dönen tezgahların ortaya çıkmaması için Granada' ya giriş çıkışı kesinlikle yasaklamış, teknelerle gelen gazetecileri geri çevirerek bölgeye almamıştır. Küba' ya bağlı askerlerin Granada' yı kuşattığı ve hatta Granada' da kurulan 100.000 kişilik Ordunun Amerika' ya saldırı aşamasında olduğu haberleri, Granada operasyonu öncesinde basına servis edilmiş ve Granada' ya yapılacak operasyonu meşru olacağı kamuoyuna pompalanmıştır.

Daha sonradan ortaya çıkan gerçeklerde ise adada yaşayan Amerikan vatandaşlarının rehin alındığı iddia edilen Küba' lı silahlı devrimci askerlerinin sayısının 43 olduğu ve Granada' nın herhangi bir Amerikan saldırısı eşinde olmadığı ortaya çıkmıştır.
Granada operasyonu öncesinde CIA' nın Granada içinde bulunan muhalefet yanlılarına yoğun para yardımında bulunduğu, ülkede sabotajlar gerçekleştirdiği ve çevre ülkelerde bulunan orduları silah ve para ile desteklendiği söylenmektedir.

2001 Afganistan



Dünyanın temelinden sarsan olaylar zincirinin Tetikleyicisi, şaibeli 11 Eylül saldırılarının ardından Amerika, El Kaide ve terörü desteklediği gerekçesiyle Afganistan' da rejimi değiştirmek, ülkeden teröristi silmek ve demokrasi getirmek amacıyla (bu kağıt üstünde görünen kısım) Afganistan' a asker çıkarmış (Birleşik Krallık ile birlikte) sonrasında o tarihten bugüne değin Afganistan'da Amerikan askerleri bulunmaktadır.

Vaat ettikleri hiçbir olgu tam anlamıyla gerçekleşmemiş, ülke hala kaosun, terör olaylarının ve çatışmaların gölgesinde istikrarsız bir şekilde devam etmektedir. Afganistan' da yoğun göçler yaşanmış, halk yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşamaya, terörün gölgesinde hayatlarını devam ettirmeye mecbur bırakılmıştır.

2003 Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Ülke Irak


Öncelikle 2003 yılından öncesine birinci Körfez savaşına bakmamız gerekir.
Saddam Hüseyin diktatör olarak Irak' ı yönettiği yıllar boyunca Amerika tarafından desteklenen bir lider olmuş ve bu süreç  devam etmiştir.
1991 yılında her ne hikmetse Irak, Kuveyt topraklarının dedelerinden miras kaldığını iddia ederek işgal etmiş ve bir anda Kuveyt petrollerinin üzerine oturmuştur. Bunu hazmedemeyen Baba Bush, kıtalar ötesi bir savaş başlatmış ve buna 1. Körfez Operasyonu denmiştir.
Sonucunda Irak güçleri Kuveyt' ten atılmış, hatta Amerikan askerleri Bağdat' a kadar ilerlemekte iken her ne olduysa geri döndürülmüş ve o tarihten 2003 yılına kadar Saddam yine Irak devlet başkanı olarak bırakılmıştır.
Bush ve Demokrasi Getiren Askerleri


2001 yılında yaşanan ve dünyanın düzenini kökten değiştiren, üzerindeki şüphe perdesi hala aralanamayan 11 Eylül saldırılarının ardından Amerika, Afganistan' a girmiş ve operasyon adı altında Afganistan' ın tüm yapısını yerle bir etmiştir. Ardından ABD eski düşmanlarından Saddam Hüseyin'i birdenbire terör destekçisi olarak ilan etmiş ve Irak' ın El-Kaide' ye yardım ettiği, Hatta Irak' ta kimyasal silahların olduğunu öne sürerek 2. Körfez operasyonunu başlatmış, bunun sonucunda Saddam Hüseyin devrilmiş ve Irak 3 parçalı bir yapı olarak hala karışıklıkların yaşandığı ve Orta doğunun bugünkü kan ve istikrarsızlık tablosuna dönüşmesine sebep olan sürece sebep olmuştur.

2011 Suriye


Amerikan destekli Arap Baharı olaylarının başlangıcının ardından özellikle Kuzey Afrika ülkelerinde peş peşe yoğun halk olayları yaşanmış, eski diktatörler halk hareketleriyle devrilmiştir. Arap Baharının son halkası olan Suriye' de ise bu süreç aynı gelişmemiş ve bir iç savaşa dönüşmüştür.

Suriye, iç savaşının başladığı 2011 yılından itibaren büyük devletlerin çekişme tahtası olmuş, Amerika bu süreçte kendi çıkarlarını korumak adına yine derin güçlerle kurulduğu aşikar olan DAİŞ terörünü bahane ederek, yine bir başka terör örgütü olan PYD yi desteklemek için fiili olarak askerlerini Suriye' ye göndermiştir.
Arka planda ise Suriye' nin istikrarsızlaşması ve kendi çıkarları doğrultusunda haritalar çizmek ve bölgenin kendi çıkarları için hareket etmesi açısından hala yoğun faaliyetlerini sürdürmektedir.


AMAÇ NE ?


Amerika'nın Dünya üzerinde neredeyse el atmadığı, demokrasi getirmeye çalışmadığı ülke kalmamıştır denilebilir. Süreçler iyi irdelenecek olursa pek çok ülkeye  demokrasi getirmek adı altında iç savaşa sebep olacak siyasi istikrarsızlık sağlanacak pek çok Amerikan destekli operasyonlar yapılmıştır.

Bu yazıda, aralarında en bariz olan 10 ülkeyi sıraladık, ancak Amerika' nın darbelerle gerçekleştirdiği, dönem dönem örtülü operasyonlarla bir dizi siyasi düzenlemelerin yaptırdığı daha pek çok ülke bulunmaktadır.

Sadece Bolivya' nın 1825 yılında bağımsızlığını kazanmasından itibaren ülkede 190' nın üzerinde askeri darbe yaşandığı düşünülürse, durumun ne kadar vahim olduğu ortadadır. Özellikle Güney Amerika, Amerika Birleşik Devletlerinin darbe cenneti olmuş ve dizayn ettiği kıtalar arasında ilk sırada yer almaktadır.

Amerika, Güney Amerika üzerinde ki kontrolünü elden bırakmamak için etkisi altına aldığı neredeyse tüm devletlerde askeri üsler ve polis eğitim okulları adı altında pek çok öğrenci, yani darbecilerin yetiştirildiği okullar kurmuş, buralarda eğitim gören askeri öğrenciler, ileri ki dönemlerde Amerika destekli darbe ve dizayn hareketlerinin başında Yer almıştır.

Paul Henze
Amerika yıllardan beri olduğu gibi ülkemiz güzel ülkemiz üzerinde de operasyon yapmaya oldukça yoğun çaba göstermiştir. 1980 darbesinin arka planında Amerika' nın olan etkisini, o dönemde CIA'ın Türkiye masası şefi Paul Henze' nin "bizim çocuklar işi becerdi" (our boys have done it) sözü oldukça net bir şekilde açıklamaktadır.
Henze, Bu sözü Türkiye'de yaşanan 1980 darbesini haber vermek için Amerikan Başkanı Jim Carter'a söylemiştir.

Yakın dönemde de Amerika' nın başını çektiği grup, kendi kuklaları olan terör örgütü FETÖ  kanlı terör örgütü eli ile demokrasimize darbe vurmaya kalkışmış ve ülkemizin yaşadığı hain darbe girişimi, 15 Temmuz günü halkımızın desteği ve cesareti ile engellenmiş, dış güçler bir kez daha ülkemiz üzerindeki emellerine ulaşamamıştır.

Terörist başı F. Gülen' i ülkesinde yaşatan Amerika' nın 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından askeri yetkilileri açıklama yapmış, darbeci generallerin birçoğu ile birlikte çok iyi çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Kendi halkı üzerine kurşun sıkan ve demokrasimize damga kavurmaya Kalkan hain alçakların tutuklanmasına üzüldüklerini açıklamışlardır! Bu da 15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasında Amerika' nın ellerinin olduğunu gösteren en önemli delillerden sadece ufak birkaçıdır.

Tüm bu yaşananlar akıllara "Dünya üzerinde bir tek Amerika'da darbe olmaz çünkü orada Amerikan Konsolosluğu yok" Sözünü akıllara getirmektedir.

Ülkelere genel bağlamda bakıldığında, Amerika'nın demokrasiyi getirmek için en iştahlı olduğu bölgelerin Güney Amerika ve Orta doğu olduğu görülmektedir. Uzakdoğu ya da demokrasi getirmeyi çok amaçlamış, ancak özellikle Vietnam Savaşından sonra yaşadığı büyük şok neticesinde, buralardan uzak durmuştur.

Güney Amerika' nın fiziksel olarak Amerika Birleşik Devletleri' ne yakın konumda bulunması, yıllardan beri ABD'nın arka bahçesi olması ve Orta doğunun Hammade açısından oldukça zengin olması, Amerika' yı bu bölgelerde kendi ideolojilerine uygun olarak yönetmek istemesinin ilk nedenleri arasında gösterilebilir.

Aslında bu süreçlerin tamamını CİA'dan emekli olmuş Ajan Philip Agee şu cümleler ile özetliyor :
"CİA için demokrasinin bir anlamı yoktur Eğer bir ülkede seçilmiş bir hükümet varsa ve de bizimle işbirliği yapıyorsa ne ala, eğer yapmıyorsa, demokratikmiş, değilmiş bizi ilgilendirmez."

Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Ülkeler ! ABD 'nin Demokrasi Götürdüğü 10 Ülke Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 10:23 Rating: 5
loading...

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.