Top Ad unit 728 × 90

Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Adam Saddam Hüseyin

hüseyin

Arap milliyetçiliğinin babası olarak bilinen ve Mısır' ın efsanevi lideri olan Cemal Abdülnasır' ı idolü  olarak benimseyen, Irak lideri Saddam Hüseyin ülkesinde yıllarca diktatörlük yapmıştır.

1958 yılında, general Abdülkerim Kasım liderliğindeki generaller, kral Faysal' ı devirerek monarşiyi yıkmış ve Abdülkerim Kasım' ı başbakanlık görevini getirmişlerdi. Lakin Kasım Sovyetlere göz kırpıyordu. Bu durumdan rahatsız olan batı, yeni bir darbe girişimiyle başa Ahmet Hasan El Bekir geçirdi. Baas partisinde gittikçe yükselen ve yanına pişen Saddam da yardımcısı olmuş, hukuk eğitimini yarıda bırakmış ve iç güvenliğin başına getirilmiştir. İyice yükselişe geçen Saddam Irak devletinde gücünü arttırmaya başlamıştı. Devrim komuta konseyi başkanlığına seçilmesi ile Saddam'ın kariyeri de tırmanışa geçti. 1973 yılında enerji krizi ile roket gibi fırlayan petrol fiyatları Irak hazinesini doldurmuş, Saddam akılcı şekilde bunları yatırıma dönüştürmüş ve ekonomi oldukça güçlenmişti. Ekonomi ile birlikte Baas partisi de güçleniyordu. Ortadoğu' da en zengin ülke haline gelmiş ve Irak halkı kısa zamanda Ortadoğu' nun okur yazarı en yüksek toplumu olmuştu. 1972 yılında Saddam millileştirme atılımıyla Irakta kalkınma hamlesi başlatmış ve Ortadoğu' nun en gelişmiş ülkesi konumuna yükselmesiyle Unesco tarafından ödüllendirilmiştir. O günlerde Türkiye' den ve hatta Yugoslavya'dan yaklaşık 2 milyon işçi Irakta çalışmıştır. Ayrıca Saddam, 1974 yılında cumhuriyet muhafızlarını kurmuş ve başına Taha Yasin Ramazan'ı getirmiş, içerde ve  dışarda gücünü inanılmaz arttırmıştı.

Kürtler, İran'ın desteğiyle 1974 yılında ayaklanınca, Saddam'ın demir yumruğu kafalarını inmekte gecikmedi. Birçok Kürt şehrini bombalamış, 8000 kürt ölmüştü. Ayrıca 81000 Şii BAAS teröründen kaçarak İran'a sığınmıştı. Bundan böyle Irakta kanunun adı Saddam olmuştu. 1979 yılında Ahmet Hasan El Bekir'i istifaya zorlayan Saddam, kendisini Irak devlet başkanı olarak tayin etti ve iktidarını perçinlemek için bütün Ahmet Hasan El Bekir taraftalarını temizletti.

Artık patron Saddam klasik diktatör pozları vererek halka karşı sürekli farklı şekilde gösterişli hareketlerde bulunmaya başladı. 1978 yılından itibaren Amerika'ya yanaşmış, yönünü batı'ya çevirince el üstünde tutulmaya başlamıştır. Güç sarhoşluğundan gözlerine perde iner Saddam, 17 Eylül 1980 yılında kendisini dünyanın tepesine yerleştiren bir işe imza atarak, kameraların karşısında İran şahı ile imzaladığı anlaşmayı yırttı ve İran'la savaşa girdi, Irak savaş uçakları İran'ı bombalamaya başladı. Tabii ki bu durumla birlikte dünya Saddam'a destek vermeye başladı. Tüm dünya Amerika başta olmak üzere şah rejiminin devrilmesinden duyduğu sinirle birlikte, İran'daki yeni rejimi devirmek istemiş ve maşa olarak Saddam'ı kullanmıştır. Saddam, Amerika'nın desteğiylr yeni kurulan Ayetullah Humeyni rejimine karşı savaş başlattı. 8 yıl süren savaşın ardından geride bir buçuk milyon ölüm ve yerlerde sürünen iki ülke kalmıştı. Her iki ülkenin de petrol üretimi altyapısı tuzla buz olmuş, ayrıca ekonomileride dibe çökmüş dü....

Saddam, İran'a karşı yaptığı savaş nedeniyle dışarıya yüklü oranda borçlanmıştı. Artık ülke borç içinde yüzüyordu. Üstelik savaş sonrası şiilik prestiji artınca adeta dimyat' a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuştu30 milyar dolar borçlandığı Kuveyt 'ten borçların silinmesi istemiş, Kuveyt buna hayır deyince Saddam'ın tepesi atmıştı. Bu olayın ardından Irak milliyetçilerinin 50 yıldır çiğnediği "ya bu kuveyt bir zamanlar bizim değil miydi" sakızını ağzına aldı ve çok sevdi. Ordu Kuveyt sınırına girdi. Sovyetlerle ittifaka girmemesi için yine kesenin ağzını açan ve İran'la savaşması için kendisine neredeyse 40 milyar dolar yardım yapan Amerika acaba bu işe ne derdi? kulağa garip gelebilir ama o dönemde Irak, Amerika'nın en çok yardım ettiği üçüncü ülkeydi. Yoksa herkesin dilinde olan o meşhur komple teorisi acaba Saddam, Amerika'nın ve masonların gizli silahı mıydı sorusu akla geliyor. Irak birlikleri 2 Ağustos 1989 yılında Kuveyt'e girdi ve ortalık karıştı. Diktatör Saddam dünya petrol rezervinin yüzde 20 sinin üstüne oturmuştu.



Bu durumu tabii ki dünyayı dünyanın jandarması olan Amerika hoş görmedi. Üstelik Saddam' ın Kuveyt' ten sonra gözünü Suudi Arabistan'a diktiğini gösteren sinyaller gösteriyordu ki bu duruma Amerika ses çıkarmadan duramazdı. Batılı bir koalisyon kuruldu ve Amerika liderliğindeki batılı koalisyon, birleşmiş milletler şemsiyesi altında bir zamanlar İran' a karşı destekledikleri Saddam' ın ülkesi Irak'a girdi. Batı ile olan bu kavgasını "savaşların anası "olarak tanımlayan Saddam, birinci körfez savaşı olarak tarihe geçen bu savaşın ardından ülkesini ve halkını bir kez daha perişan etti. Batı, Irak ordusunu hallaç pamuğu gibi atmış, birinci körfez savaşında Irak yenilmiştir. Irak lideri girdiği savaşla Irak'ın anasını ağlatarak utanç verici bir yenilgi aldı. Fakat batı Saddam' ı devirmedi. Muhtemelen onun ardından ortaya çıkabilecek kaosun  kendine daha pahalıya patlayacağını hesaplayarak Irak diktatörlüğün iktidarda kalmasına izin verdi.

Tabi bunları yaparken batı Irak'ın kolunu kanadını kırmayı da ihmal etmemişti. Dört bir yandan kontrol altına alınan Irak, kendi uçaklarını izinsiz uçuramaz hale gelmişti. Bu süreçte en büyük zararı bir kez daha Kürtler görecekti. Saddam' dan kurtulacaklarını sanan Kürtler, ABD güçlerine savaş esnasında yardım etmiş, ancak sonrasında Saddam la baş başa kalmışlardı. Kürtler adeta Saddam' ın gazabına savaş sonrası uğradı. Batı karşısındaki hizmetin intikamını Ortadoğu'daki Kürtlerden alan Saddam, kuzey Irak'ı tam bir cehenneme çevirmişti. BM ambargosu yüzünden çilekeş bir hayat sürdü Iraklılar. Kimi rakamlara göre diktatörlerinin yaptığı aptallıklar yüzünden, ülkenin nefesini kesen BM yaptırımları, 500 binin üzerinde çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmuştu.

Dişleri sökülmüş Saddam' ın yarım yamalak iktidarının sonunu 11 Eylül olayları getirdi. Saldırılarda Afganistan'ı sorumlu tutan Amerika, 11 Eylül saldırıları  ile Saddam rejimi arasında bağlantı kurmak da gecikmedi. Saddam' ın elindeki kimyasal kitle imha silahları bulunduğu yalanıyla, 20 mart 2003 yılında Irak' a demokrasi getirme bahanesi ile ABD, Irak'ı işgal etti. Gayrı resmi diktatör Bush, resmi diktatör Saddam' ı bir aydan kısa bir sürede de devirmiş, 9 Nisan tarihinde Bağdat' a giren Amerikan askerleri Saddam'ın heykelini yıkıyordu. Daha sonradan bir mağarada yakalanan Saddam 30 aralık 2006  tarihinde asılarak idam edildi.

Saddam'ın Oğlu Uday Hüseyin
Suç listesi kabarık olan İran-Irak savaşı boyunca Halepçe'de zehirli gaz yağdırdı. 5 bin civarında Kürt katledildi 10 bin kişi ise yaralandı. 1987-88 yıllarında Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ölüm timleri kol gezdiği ve Kürt köylerinde 10 bini aşkın kişi öldürüldü. İran-Irak savaşında batılı kaynakların tahminine göre 1 milyon kişi öldü. Kuveyt' i yedi ay boyunca işgal eden Saddam, yüzlerce kişiyi öldürdü. 1983 yılında Barzani aşireti üyesi 8 bin kişi infaz edildi. Ayrıca çok sayıda Şii din adamını infaz eden Saddam adeta suç makinesine döndü.

Kendisi gibi piskopat olan oğlu Uday Hüseyin in yaptıkları ise inanılmazdı. En basitinden, futbol milli takımları dünya kupasında istediği başarıyı alamadığından, Uday sporculara bizzat kendisi işkence etmiştir. Uday Hüseyin' nin yaptığı şımarık hareketleriyle halka yönelik yaptığı infazları, ayrıca düşkün olduğu gece hayatı ve kumar bağımlılığı nedeni de dünya siyasetine popüler bir malzeme olmuştur. Ayrıca Saddam Hüseyin 8 yada 9 adet olduğu bilinen benzerleri nedeniyle uzunca bir süre dünya kamuoyuna oturmuş, yakın tarihin en önemli kimlikleri arasındadır.

Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Adam Saddam Hüseyin Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 13:05 Rating: 5
loading...

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.