Top Ad unit 728 × 90

Bir Yağma Hikayesi Avrupalılar Afrika'yı Nasıl Mahvetti

D

Avrupalılar 15. ve 16. yüzyıl boyunca dünyayı keşfe çıkıp alabildikleri kadar yeri hâkimiyetleri altına almaya çalıştılar. Acımasızlıkları, açgözlülükleri ile birlikte kendilerini dünyanın merkezine koymalarına neden oldu ve birileriyle dünyayı keşfe ve yağmaya soyundular.

19. yüzyılda Sanayi Devrimi ve giderek artan nüfusun baskısıyla, Avrupalılar yeni bir pazarın keşfi niyetiyle barbarları medeniyetleştirme iddiası ve maskesiyle beslenen yeni bir tür sürüm sömürgeciliğe girişmiştir. Tüm bunların en ağır faturası terkedilmiş kara kıta Afrika'ya çıkar.

Kara kıta Afrika'nın ve insanlarının çilesi, bölgeye gelen Hollandalıların kendilerine beyaz, Afrikalılara ise zenci demesiyle başlamıştır.

Avrupalıların Afrika'yı topyekûn köleleştirmesi, Kolomb'un Amerika'yı keşfinden 50 yıl önce başlamıştır. Sömürgeciliğin ilk adımını altın bulma ümidiyle batı Afrika'ya giden Portekizliler atmıştır. İlk Avrupalı sömürgeci Portekiz prensi gemici Henry'dir.

Portekizliler altın tozu bulmak amacıyla 1441 yılında ilk defa Afrikalılar ve iletişime geçmiş ve ilk kez Avrupa'ya 10 Afrika yerlisi getirmişlerdir. Daha sonra Gine kıyılarında ilk altın madeni kurulmuş, Elmina adı verilen bölge kısa zamanda Avrupalılar tarafından köle ticaretinin merkezlerinden birine dönüşmüştür. Tepeden tırnağa silahlandırılmış bu ticaret merkezi, Portekiz, Hollanda ve İngiliz gemilerine güvenli bir liman hizmet vermiş, karakıta içine yapılan seferlerde kaçırılan Afrikalılar, köle tacirleri tarafından bu limana getirilmiş, burada Avrupalılara satılmaya başlanmıştır.

16. yüzyılın başlarına gelindiğinde neredeyse 200.000 Afrikalı, Avrupa ve Atlantik'teki adalara köle olarak taşınmıştır. Daha sonra keşfedilen yeni dünya tarlalarında kısa sürede büyük kâr getiren, ama yetiştirilmesi büyük emek isteyen şeker keşfedildi. İlk etapta şeker tarlalarında Amerikan yerlileri çalıştırıldı. Ancak bu yerlilerin çoğu Avrupa'dan gelen mikroplar yüzünden hayatını kaybetti. Avrupalı sömürgeciler zamanla aradıkları çarenin Afrika'da olduğunu gördüler. Dayanıklı ancak çaresiz ve sahipsiz Afrikalılar.


1619 yıllarda Avrupa gemileri şeker kamışı tarlalarında ve kolonilerde köle işçi olarak çalıştırmak üzere neredeyse bir milyon Afrikalı'yı Amerika'ya nakletmişti. Utanç verici ticaret, Amerika ve batı Afrika kıtaları arasında neredeyse üç asır boyunca sürdü bu sürecin sonunda Avrupalılar, 54 bin sefer yapmış ve bu süreçte en az 10-12 milyon Afrikalı, köle olarak Amerikaya taşımıştır.


Avrupalılar, köle alımı ile ilgili hususlara dikkat çeken kitaplar hazırlamış, hatta bir tanesinde köle alırken teririni yalayıp hasta olup olmadığını anlamak bile vardır. Buda gösteriyor ki Avrupalıların sahipsiz Afrikalılara nasıl zulüm ettikleri ve köleleştirdikleri anlaşılmaktadır.

Afrika, Avrupa ve Amerika arasında hayali bir üçgen işlendi. Silah ve tekstil gibi ticari mallar, Avrupa'dan Afrika'ya yollandı ve kölelere karşılık takas edildi. Bu köleler balık istifi şeklinde köle gemilerine doldurularak kuzey ve güney Amerika'daki şeker, tütün, pamuk tarlalarına nakledildi. Bu tarlalarda yetiştirilen hammaddeler tekrar Avrupa'ya yollanıyordu. Bu taşımacılığın mirası günümüze kadar gelmiştir. Brezilya bu nedenle Afrika'dan sonra Afrika kökenli en büyük nüfusa ev sahipliği yapmış, ABD onun ardından ikinci sıradadır.

Köleleştirilen Afrikalılar bu süreçte çok fazla acılar çekti öyle bir acı ki anlatmaya kitaplar, ansiklopediler yetmez. Afrikalılar, akılalmaz ve insanlık onuruna aykırı koşullarda yaşamaya mahkum edilip, zorla çalıştırdı ve her türlü işkence görüp katledildiler.

Ilk etapta Afrika'nın doğal kaynakları ikinci planda kalmış, bizzat insan hazinesi yağmalanmaya başlamıştır. Afrikalı yerliler kölelik için avlanıyor daha sonra naklediliyor ve kölelerin zulmü asıl bu nakil sırasında başlıyordu. Balık istifi gemilere tıkılıyor, birbirlerine zincirleniyor, aç susuz birbirlerinin idrarını içmek zorunda kaldıkları oluyordu. Bu şekilde kırbaçlanarak okyanusu geçiyor, daha sonra başka bir çile, tarlalara mahkum ediliyordu.
Afrikalıları Taşıyan Köle Gemisi Şeması
Daha sonraları 1800 lere gelindiğinde artık gereken işgücünün kalmaması ve üretimde makineleşmeye gidilmesi, ayrıca kölelik karşıtı bilinç oluşması nedeniyle kölelik yasaklandı. Ancak Afrika'nın çilesi sadece köleliğin kaldırılmasıyla da sona ermedi. Bu sadece başlangıçtı. Günümüzün modern Afrikası, harita üzerinde cetvellerle çizilmiştir. Bugün bile modern sınırlar olmasına karşın halkın büyük bir bölümü kabile hayatı yaşar. Sömürgecilik dönemi Afrika'da izleri halen kanamaya devam eden derin yaralar açmıştır. Avrupalılar bu kıtaya gelmeden önce Afrikalıların ulusal sınırlar gibi bir derdi yoktu. Avrupalı güçler onları sınır, ulus, medeniyet şeklinde zehirleyerek bugün bile hala kendi aralarında çatışmalarını sağlayan bir düzen bıraktılar. Bu düzen Avrupa'nın hammadde sömürgeleştirmesini hala  kolaylaştırmaktadır.

19. yüzyılın ortalarında Avrupalı kaşiflerin tek bir derdi Afrika kıtasını bağrına doğru ilerleyip bölgeyi ticaretin, maden yatağı, kullanabilecekleri diğer alanları açmaktı. Aynı zamanda yerli halkı Hıristiyanlaştırma hedefi de bununla birlikte yürüdü.

Afrika'da kaşifler Nil'in kaynağı diğer derinlikteki ormanları ve madenleri keşfetmişti. Afrika'nın her yeri kaşifle doldu. Bu trafik büyük sömürgeci ülkeler arasında önce biz geldik şeklinde bir husumete sebep oluyordu. Küçük bir keşif seferi ile koca ülkeler ve insanları oldu bittiye getirilerek ele geçiriliyordu. Ülkeler birbirlerine karışınca Berlin'de bir komisyon toplandı. Afrika ülkeleri Avrupalı devletler arasında paylaştırıldı. Daha önce yazdığımız gibi Kongo, ikinci Leopold'un şahsi toprağı sayıldı. Bu da Kongonun asırlar sürecek bir zulme sebep olmuştur.

Konferans sonunda yıl 1914 olduğunda Afrika'nın resmen paylaşımı tamamlanmıştı. Artık İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz, Almanya, İspanya, Afrika kıtasındaki birçok bölgenin yasal sahibiydi.

Sonuçta sınır çizgisi bu belirlemeden önce yüzyıllar boyu Afrika'nın tüm doğal madenleri ve insanı sömürgeleşmiş, hâlâ bu şekilde vahşice kullanılmaktadır. Afrika dünya savaşlarının ardından gelişen dünya ile birlikte sınırlarına ve kağıt üstünde özgürlüğüne kavuştu. Ancak Sömürgeci güçler hala ellerini çekmemektedir. Çünkü hala hammadde pazarıdır Afrika.

Bu Avrupalı vahşiler çekilmeden önce ve hakim oldukları dönemde sömürgeleri üzerinde iç karışıklıklara sebep olacak uygulamalar yaparak, kısaca İngiliz oyunu adı verilen çok sevdikleri uygulamalarla sömürgeci tarafından kullanılan, bağlı bulundukları ülkede en küçük aşirete veya gruba ülke yönetimini vermek şeklinde bir düzen bırakarak, ülkelerin sürekli iç karışıklığın sebep olacak şekilde çatışmasını sağlamışlardır.

Bu yüzden Afrika'da hala iç savaşlar devam etmekte ve bu bölgeye silah getiren Avrupalılar, karşılığında hammadde almaktadır. Pek çok filme de konu olduğu gibi Afrika'nın çilesi hala bitmiş değildir. Çocuk askerler, kabile savaşları, açlık, kıtlık, fakirlik hala Afrika'nın üstünde kara bir buluttur.

Afrika'nın bugün bakıldığında tablosunun asıl mimarı Avrupalılardır. 15. yüzyıldan günümüze gelene kadar Avrupalı, batılı vahşiler Afrika'nın üzerine kara bulut gibi çökmüş ve hala çökmektedir. Bu Avrupalı sözde medeniler, hâlâ Afrika'nın kanını emmekte ve ülkeleri kaderine terk etmektedir.
Bir Yağma Hikayesi Avrupalılar Afrika'yı Nasıl Mahvetti Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 09:13 Rating: 5
loading...

3 yorum:

  1. Nereye mahvetmedikiler ki, sözde medeniyet ve barış elçisiler ama her şey hikaye

    YanıtlaSil
  2. sömürge zihniyeti her yeri sarmış durumda nereden nereye kaçacak bu millet....

    YanıtlaSil
  3. Geçen sene duymuştum, ingilizler Afrikalı hamile kadınları mancınıkla havaya fırlatıp çocuklara anne karnında korkuyu aşılıyorlarmış. Karaktersizliğin bu kadarı da olur mu? oluyor işte...

    YanıtlaSil

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.