A

Dört kardeşin ikincisi olarak 31 Ekim dünyaya gelen psikolog Harry Harlow, doktorasını Stanford'ta yapmıştır. Ulusal bilim madalyası, Amerika psikoloji Vakfı'ndan altın madalya ve çeşitli ödüller alan Harlow, 76 yaşındayken 6 Aralık 1981'de Arizona da ölmüştür.

Harry Harlow'u bu kadar ünlü yapan deneyi çaresizlik kafesi adı verilen ve maymunlar üzerinde yapılan etik olmayan deneylerdir.

Harlow sevgi konusunda ve sevgi kavramı ile takıntılı biriydi. Fakat bu takıntısı sevgi üzerine şarkı ya da şiir yazmak gibi bir şey değildi. Bu konu onu ruhen hasta durumuna getirdi ve 1970'li yıllarda maymunlar üzerinde etik olmayan deneyler yaptı. 

Maymunlar üzerinde gerçekleştirilen deneylerden biri olan çaresizlik kafesi adlı deneyde çaresizlik kuyusu adı verilen bir aparat içerisine maymunlar yerleştirildi. Aparat boş ve dış etkenlerden izole edilmiş bir biçimde tasarlanmış, oda şeklinde ve içerisinde çeşitli düzenekler bulunmaktaydı. Çaresizlik kuyusuna iki tane yapay anne maymun maketi koyan Harlow, birini çıplak bir tel olarak bırakıp buna bir de süt emzirmek için emzik koymuş, yani maket anneler hazırlamıştır. Diğer anneyse süt vermeyen ancak yumuşak ve sıcak bir elyaf ile kaplanmıştır.

Kuyuya bırakılan maymunların gelişim psikologlarının uzun yıllardır savunduğu görüşün aksine süt verene değil yumuşak ve sıcak olana yöneldiklerini görmüştür. Bu deneyde Harlow gelişim psikologlarının uzun yıllardır savunmuş olduğu bebeğin bağlanacağı kişinin beslenme ihtiyacını karşılayan kişi olacak fikrinin çürütülmesi üzerinde çalışmıştır.

Bu deneye ilham kaynağı ise boş kafeslerde gözlemlediği maymunların yere serilen yumuşak minderlerle sevgi bağı oluşturmasıydı.
Çaresizlik kafesinde minik maymunların beslendikleri zaman bile yumuşak elyafla kaplı olan yapan anne ile vakit geçirmeyi tercih ettikleri görülmüştür. Bu deney sonucunda psikologların günümüzde bağlanma olgusunun büyük ölçüde kendini güvende hissetme duygusuna bağlandığı sonucuna varmasına olanak sağlamıştır.

Psikoloji bilimi açısından önemli sonuçlar elde edilse de minik maymunların canavarca hapsedilmesiyle, maymunların dış dünyadan tamamen izole olma sonucu çıldırmaları ve 2 bebek maymunların kendilerini aç bırakarak ölüme mahkum etmeleri söz konusu olmuştur. Maymunlar kendilerini açlığa terk ederek intihar etmişlerdir. Bu durum ortaya çıkınca meslektaşları Harlow'u eleştirmiş ve Harlow büyük bir pişkinlik ile maymunları nasıl sevebilirsiniz diyerek kendisini savunmuş ve büyük tepki çekmiştir.

Yapılan bu deneyler sonucunda 1970'lerde hayvan haklarını ihlal eden deneyler yapılması yasaklanmıştır. Hayvanlara eziyet eden deneyleri uygulayanların başında gelen psikolog Harry Harlow da korkunç psikolog olarak adlandırılmıştır. Üstelik bu deney, kendisinin maymunlar üzerinde yaptığı ilk ve son deneyde değildir.