Hülagü Han (1217-1265) Cengiz Han'ın torunu olup İlhanlı Devletinin kurucusudur. Soyu Cengiz Handan gelen Hülagü Han, adını Abbasileri yıkan hükümdar olarak tarihe geçirmiştir. Özellikle İran üzerine yaptığı sefer ve Bağdat' ın alınması sırasında yaşanan olaylarla birlikte, tarihe kanlı bir sayfa açarak adını duyuran Moğol hükümdarı, tarihin en ilginç kişiliklerinden biridir.

Hülagü Han Kimdir

Cengiz Han'ın ölümünün ardından, abisi Büyük Han Mengü tarafından güneyde İran ve Abbasilere karşı, dedesi Cengiz Han'ın politikalarını devam ettirmesi için görevlendirilmiştir. (1255)

Ardından büyük bir Ordu kuran Hülagü Han, İran'a sefer düzenlemiş, ilk etapta hiçbir direnç ile karşılaşmadan fethederek yoluna devam etmiştir. Meşhur Haşhaşilerin Alamut Kalesini kuşatmış, yüzyıllar boyu kimsenin alamaz dediği Alamut kalesini usta bir bilginlik ve teknoloji ile kolayca fethetmiştir.

Hülagü Han, mühendisleri sayesinde sarp bir yamaçta bulunan, Alamut kalesini fethederek dünya tarihine geçmiştir. Bilindiği üzere Alamut kalesi oldukça sarp kayalıklarda kurulmuş, profesyonel Haşhaşiler tarafından korunmakta ve alınması çok zor bir konumdaydı. Hülagü Han mühendislerin akıl vermesiyle, kalenin altında bulunan tepenin içine tüneller kazdırmış ve açılan tünellerin içini tamamen Petrol ve Barut ile doldurmuştur.  Hülagü Han kısaca kalenin bulunduğu tepeyi adeta dev bir bombaya dönüştürerek kaleyi havaya uçurmuştur. (1258)

Bununla birlikte Hülagü Han ve Moğol ordusu, hiç alınamaz denilen Alamut Kalesi'ni fethederek ardından Bağdat'a yönelmiştir.
Abisi Büyük Han'nın ona, kendisine direnmeyen kasabalara ve milletlere hoşgörüyle davranması, ancak ona direnen şehirleri ise tamamen kılıçtan geçirmesi yönünde öğütte bulunmuştur.
Hülagü Han, Bağdat'a ulaşmış ve Halife Mustasım'a teslim olmasını istemiştir. Halife ise kendisine saldırırsa Allah'ın gazabına uğrayacağını söyleyerek teslim olmayı reddetmiştir. Pek çok tarihi kaynakta Abbasi halifesinin yaklaşan Moğol ordusuna karşı kendi ordusunu güçlendirmek, surları onarmak gibi yapılması gereken önlemleri almadığı yer almaktadır.

Hülagü Han, bu sebepten oldukça kızmış ve Moğol savaş makinesini harekete geçirmiştir. Abbasiler üzerine Bağdat'a oldukça kanlı bir sefer yapmış, Bağdat şehrini çok fazla zorlanmadan yıkıcı Savaş gücü ile ele geçirmiştir. Asıl dram Bağdat'ı fethettikten sonra yaşamıştır. Dünya tarihine, katliamlar sayfası içinde geçen bu seferde, Bağdat'ta yaşayanların tamamının öldürüldüğü ifade edilmektedir.

13 Şubat 1258 yılında yaşanan savaşta 90 bin kişinin katledilerek öldürüldüğü, bir hafta boyunca Bağdat'ın yağmalandığı tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Diğer Moğol istilalarının ötesinde tüm Bağdat'ın harabeye döndürülmesi ve halkın katledilmesi sebebiyle Hülagü Han'ın Bağdat kuşatması Moğol savaş tarihinin en acımasız seferi olarak nitelendirilmektedir.
Hülagü Han, Orta Asya şaman inançlarına sahipti. Karısı (Dokuz hatun), annesi(Sorgaktani) ve en yakın arkadaşı Ketboğa ise Hristiyandı.  Annesi ve karısının etkisinde kalan Hülagü Han'ın, Abbasilerin Türklere yaptıklarından dolayı ve ailesininde telkinleriyle, Müslümanlara çok sıkı bir nefret beslediği söylenir. Yaptığı faaliyetlerde bunu doğrular niteliktedir.

Moğollar yapılan Düceyil Muharebesinin ardından, Bağdat şehrini tamamen ele geçirmiş, kaçmak isteyenleri ise yakalayıp öldürmüşlerdir. Halife yakalanmış ve öldürülmeden önce halkın katledilmesi ve şehrin yağmalanması kendisine izlettirilmiştir. Moğol kültürü ve Bozkır geleneklerine göre, asil kanın yere düşmesi uğursuzluk sayıldığından, Halife Mustasım bir keçeye sarılarak atların ayakları altında çiğnetilip öldürülmüştür.

Hülagü Han'ın o dönemde yaptığı katliamın boyutları oldukça çarpıcıdır. Kaç kişiyi öldürdüğü bilinmese de zamanın Fransa Kralı 9. Louis'e yazdığı mektupta, ordusunun yaklaşık 200 bin kişiyi öldürdüğünü söylemiştir. Bağdat, Abbasiler ve İslam tarihinde önemli bir yere sahip olduğundan ve yüzyıllar boyu oluşturularak korunan kütüphaneler, eserler, camiler tamamen yağmalanmış, yakılmış ve Moğol istilasına uğramıştır. Bu nedenle İslam Rönesansının, Moğollar tarafından engellendiği günümüz tarihçileri tarafından söylenmektedir.

Hülagü Han, ardından Filistin seferine çıkmış, Suriye ve Eyyubiler üzerine gitmiştir. Bir sonraki hedefleri Mısır olurken, abisi Büyük Han Mengü'nün ölümü üzerine Hülagü Han bu seferden vazgeçmek zorunda bırakılmıştır. Ardından taht karışıklıkları nedeniyle Hülagü Han hakimiyeti altında bulunan kuzey bölgesine geri döndü. Bu süreçte yerine bıraktığı ordusu, Araplar tarafından Ayn Calut bölgesinde yenilgiye uğratılınca Hülagü Han, intikam için yeni bir Ordu topladı. Ancak kuzeni Berkehan tarafından kendisine savaş açılınca bu seferden vazgeçmiştir.

Kuzeni ile yaptığı savaşta hayatının ilk yenilgisini alan Hülagü Han, Kafkaslarda bozguna uğramıştır. Bu savaş Moğol orduları içinde yaşanan ilk savaş olup taht kavgalarının kıvılcımını ateşlemiştir. Hülagü Han 1265 yılında ölmüş, atı ve cariyeleride kurban edilerek onunla birlikte Urmiye gölünde bir adaya gömülmüştür. Cenazesi Şamanist geleneklerine göre yapılan son hükümdar olan Hülagü Han, yerini oğlu Abaka Han'a bırakmış, ancak İlhanlılar Devlet olmak üzere bir çok Prenslik ve parçaya bölünerek küçülmüş, daha sonra tarihe gömülmüştür.

Hülagü Han, tarih sayfalarına kanlı Bağdat seferi, Abbasileri tarihten yok etmesi ve Alamut Kalesi'ni fethetmesiyle geçmiştir. Sanılanın aksine bazı kaynaklarda bilime ve kimyaya çok ilgili olduğu söylense de doğruluğu netleşmemiştir. Bazı tarihçiler onun aslında Türk olduğunu iddia etmiş, ancak pek çok kaynakta Moğol hükümdarı olarak geçmektedir. Kale kuşatmalarında her zaman Türk ve Moğol olmayan (Çinliler gibi) kişileri ön saflara sürmüştür. Çoğu İslam kaynağında en büyük zalim olarak yer alan Hülagü Han, yaptığı yıkımla (Bağdat seferi) İslam tarihine çok büyük zararlar verdiği aşikardır.