Top Ad unit 728 × 90

Anadolu'yu Kalkındıran Hükümdar Alaaddin Keykubat

KEYKUBAT

I. Alaaddin Keykubad, üçüncü Anadolu Selçuklu hükümdarıdır. Babası Anadolu Selçuklu Hükümdarı Sultan l. Gıyaseddin Keyhüsrev'dir, doğum tarihi ve annesinin kim olduğu kaynaklarda net olarak geçmemektedir, ancak 1192 yılında doğduğu sanılmakta, ölümü tarihi ise 1237 yılıdır. Hükümdarlığı boyunca Anadolu'yu baştan sona kalkındırmış, iyi bir siyaset ve devlet adamlığı yapmıştır. Anadolu'da civarında kalarak kendi hükümdarlarının sınırlarının genişlemesini sağlamış, bir nevi Osmanlı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

Alaaddin Keykubad Kimdir


Anadolu Selçuklu tarihinde, 3 adet Alaaddin Keykubad isimli hükümdar vardır. Ancak en çok bilinen ve Türk dünya tarihini değiştiren l. Alaaddin Keykubad'dır. Babası Gıyaseddin Keyhüsrev tahtı kardeşi  Rükneddin Süleymana'a bırakmak zorunda kalınca, Alaaddin Keykubad ve abisi İzzeddin Keykavus, babaları ile birlikte dört yıl gibi bir süreyi, yani Dördüncü Haçlı Seferi öncesine kadar olan gurbet hayatını İstanbul'da geçirmişlerdir, kaldıkları bu süreç içerisinde Yüksek İslami İlimler ve Astronomi gibi pek çok alanda eğitim gören Alaaddin Keykubad, ayrıca Farsça, Rumca ve Arapça öğrenerek her alanda kendini geliştirmiştir.

IV. Haçlı Seferi başlayınca İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalmışlar ve babası Gıyaseddin Keyhüsrev 1205 yılında tekrar Anadolu Selçuklu hükümdarı olarak Konya 'ya geri dönmüştür. Bu süreçten sonra Alaaddin Keykubad, Tokat'a vali olarak atanmış ve burada devlet yönetimini öğrenerek, siyaset yönetimi anlamında kendini olgunlaştırmıştır.

Babası Gıyaseddin Keyhüsrev vefat edince, abisi İzzettin Keykavus devletin ileri gelenleri tarafından padişah seçilmiştir. Bunu kabullenemeyen Alaaddin Keykubad amcası Erzurum Valisi Tuğrul Şah ve Ermeni Kralı ll. Levon ile anlaşarak tahtın kendisine ait olduğu iddiasıyla, abisinin üzerine Kayseri'ye yürümüştür. Bu süreçte başarılı olamayan Keykubat yaşanan mücadelenin ardından Ankara Kalesine çekilmiş, kaldığı süre içerisinde erzakının bitmesi sonucu, Ankara halkına zarar gelmemesi şartıyla 1213 yılında teslim olmuştur. Ardından önce Malatya ardından Kezipert Kalesine hapsedilmiştir.

Abisi İzzettin Keykavus 1220 yılında vefat edince, Alaaddin Keykubad tahta geçirilmiştir. Kaynaklara göre İzzettin Keykavus ölmeden önce kardeşini çağırarak tahtın varisi olduğunu ilan etmiş ve bunun ardından Alaaddin Keykubad üçüncü Anadolu Selçuklu hükümdarı olmuştur.

Başa geçtiğinde doğuda ve batıda, hükümdarlık için çok sayıda tehlike bulunmaktaydı. Öncelikle doğudan Moğolların önünü kapatmak için Konya, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerin surlarını ve sınır kalelerini güçlendirmek amacıyla yeniden inşa ettirmiş ve güçlendirmiştir. Baycu Noyan komutasındaki Moğollar sürekli Anadolu' ya akınlar düzenliyor halkı ve Anadolu Selçuklu Devletini tehdit ediyordu. Bunun üzerine ustaca taktikler geliştiren Alaaddin Keykubad, uzun süredir araları bozuk olan Eyyubi Devleti ile barış yapma amacıyla, ilk etapta esir değişimi daha sonra evlilik yoluyla akrabalık bağı kurarak arasını düzeltmiştir.

Alaaddin Keykubad, Alanya kalesini ele geçirerek batıdaki sınırlarını güçlendirmek amacıyla, Kalonoros adıyla bilinen Kyr Vart'ın yönettiği Alanya kalesini kuşatarak kolayca teslim almış, kaleyi teslim eden KyrVart'ın kızıyla evlenerek yine ustaca bir taktik izlenmiştir.
Ardından Karadeniz Rumlarının, Selçukluların elinde bulunan Karadeniz kıyılarının yağmalandığı haberi üzerine, Trabzon'u kuşatan Keykubad buradaki alanları güven altına almış ve etkisini sağlamlaştırılmıştır. Hem Antalya ile Akdeniz bölgesini, hemde Karadeniz kıyılarında Sinop ve çevresini fethetmesi sebebiyle Alaaddin Keykubad’a iki denizin fatihi lakabı verilmiştir. Dört bir yanından devletin sınırlarını sağlamlaştıran Alaaddin Keykubad, güneyde ise Ticaret yollarını tıkayarak saldıran, tacirleri soyan ve hayvan ticareti yapanlara karşı saldırılarda bulunan Ermenilerin üstüne yürümüş ve ticaret yollarını sağlamlaştırılmıştır.

Alaaddin Keykubad tarihe damga vuran savaşlarından birini, Harzemşahlara yapmak zorunda kalmıştır. Savaşın nedeni ise Semerkant'ta Moğollara karşı ağır bir yenilgi alan Celalettin Harzemşah, Azerbaycan'a  yerleşerek Tebriz'i başkent yapmıştır. İlk etapta Anadolu Selçuklular'ı ile iyi ilişkiler kuran Harzemşahlar, daha sonra Eyyubilerin elinde bulunan Harput'u alması ve Erzurum valisi Cihan Şah’ın onlara tabi olması üzerine, Alaattin Keykubad elçiler yoluyla mektup yollayarak Harzemşahları uyarmış ve ufukta beliren Moğol tehlikesine karşı birbirleriyle savaşmamaları gerektiğini, bunun yerine birlik olmaları gerektiğini söylemiştir. Ancak Harzemşahlar uyarıları dinlememiş ve Ahlat'ı işgal etmiş, Selçuklulara karşı hareket etmeye hazırlanınca, Alaaddin Keykubad'ın ordusuyla birlikte, Eyyubilerin ordusu birleşerek, 1230 yılında Harzemşahlar'a karşı savaş yapılmıştır. Yassıçemen’de (Erzincan) yapılan savaş ile birlikte Harzemşahlar kesin bir yenilgiye uğrayarak Tarih sahnesinde silinmişlerdir.

Yassıçemen savaşının ardından Moğollar bölgede daha rahat ilerlemiş, Moğol ordusu Anadolu'ya girerek Sivas'ı yakıp gitmiştir.
Alaaddin Keykubad'ın kuvvetleri Moğolların peşine düşsede onları yakalayamamış, yapılan işgalin ardından Gürcü Kraliçesi Rosudan yüzünden meydana geldiğinin anlaşılması üzerine, Moğolları destekleyen Gürcistan'a seferler düzenlemiş ve Gürcü ordusu bozguna uğratılarak etkisiz hale getirmişlerdir.

Yassıçemen Savaşı gerçekten Türk tarihi için bir trajedi olmuştur. Çünkü birbiriyle mücadele eden iki Türk devleti ve Müslümanlar birbirlerine düşmüş, bu sayede Moğollar kendilerine direnç gösterecek bir kuvvet bulamayınca önlerine çıkan yerleri yakıp yıkmışlardır. Alaaddin Keykubad'ın tarih sahnesinde ender rastlanan, ancak yaptığı en büyük hatalardan biri Yassıçemen savaşı olmuştur. Aslına bakılırsa Keykubat bu savaşa mecbur bırakılmıştır.

Ahlat'ın Harzemşahlardan geri alınmasından sonra, Moğol akınları nedeniyle Eyyubiler, Ahlat bölgesini terk etmişlerdi. Alaaddin Keykubad, Ahlat bölgesinde dağınık halde bulunan Harezmli askerleriyle temasa geçilerek bölgeyi Selçuklunun idaresine almıştır. Ancak Ahlat'ın Selçuklu idaresine girmesi nedeniyle Eyyubilerle arasının bozulmasına sebep olur. Mısır Hükümdarı Melik Kamil tarafından, Anadolu'ya gönderilen ordu durdurulunca,  Eyyubiler Adıyaman üzerinden Harput’a girmişler, ancak Selçuklular tarafından yenilgiye uğratılmış ve 1237 yılında Harput kalesi geri alınmıştır. 

Alaaddin Keykubad, ertesi yıl Eyyubileri Güneydoğudan çıkarmak için bütün ordusunu Kayseri' de topladı. 1237 yılında Ordusunun hazırlıkları devam ederken, Moğol Büyük Kağanı Ögeday'ın elçileri kendisine gelmiştir. Bu süreçte Moğollarla akılcı bir siyaset yürüten Alaattin Keykubat, Ögeday'ın hakimiyetini kabul edip, büyük hediyeler vererek Anadolu’yu olası Moğol istilasından kurtarmıştır.

Alaaddin Keykubat,  Osmanlı'nın temellerini atan hükümdarlardan biri olduğu gerçeği ortadadır. Kendi beyliklerinden olan Ertuğrul Gazi'nin uç beyi olarak mücadelesini ve kahramanlıklarını takdir ederek (Özellikle Yassı Çemen savaşında) ona Söğüt ve Domaniç'i vermiş, Söğüt ve Domaniç'e yerleşen Ertuğrul Gazi ve oğlu Osman Gazi Osmanlı'nın temellerini atmıştır.
1237 yılında, Güneydoğu'da bulunan Eyyubileri karşı savaş hazırlanan Alaaddin Keykubad, Ramazan Bayramının üçüncü günü, yabancı devlet adamlarına verdiği büyük bir ziyafet sırasında, yediği Kuş etinden zehirlenerek hayata gözlerini yummuştur.
Alaaddin Keykubad'ın yaptırdığı eserler, uyguladığı siyaset, fethettiği topraklar ve attığı temelleriyle Dünya Türk tarihinin önemli karakterlerinden biri olmuş, tarihe damga vuran kişiler arasına girmiştir.
Anadolu'yu Kalkındıran Hükümdar Alaaddin Keykubat Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 09:00 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.