Top Ad unit 728 × 90

Akdeniz'in Ticaret Cumhuriyeti Venedik ve Tarihi

İtalya

Venedik, günümüzde İtalya topraklarında yer alan, tarih ile iç içe kanalları ile ünlü turistik bir şehirdir. Venedik, dünya tarihine damga vurmuş bir cumhuriyetin izlerini barındıran önemli bir kent olmuştur.

Venedik şehri ile ilgili yapılan araştırmalarda M.Ö - 2000 yıllarında  ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu ortaya çıkmıştır. Venedik şehrini diğer bölgelerden ayrı tutan özelliği lagünleridir. Lagün adı verilen deniz kıyısındaki adacıklar ısınan hava ile Tuz havzasına dönüşüp doğal bir yerleşim yeri oluşturmuştur. İlk insanlar bu tuzlar ile avladıkları hayvanları saklama yoluna gittikleri görülmektedir. 
Venedik ismini ise bugün Batı Karadeniz'de yaşamış olan, İllirya bölgesine gelen Venet kavminden almaktadır. İlk etapta Roma krallığı himayesinde yaşayan Venetler, Roma' nın çöküşünün ardından yaşanan yağma ve işgaller sebebiyle şehirden kaçan halkın, meşhur Venedik lagünlerine sığınması sonucunda Venedik kentinin temelleri atılmıştır. Venedik, M.S- IV. yüzyılda ilk olarak Gotlar tarafından, daha sonra Hunlar ve VI. yüzyılda da Lombardlar tarafından yağmalanır.

VII.yüzyıldan itibaren, bölgede yer alan 12 büyük ailenin örgütlenmesiyle, Venedik siyasi bir otoriteye kavuşmuştur. Kurulan Venedik Devleti, dönemine göre farklı bir yapıda olup aristokratik Cumhuriyet olarak kurulmuştur. Venedik tam bir denizci devletidir. Konumundan kaynaklanan avantajla birlikte, deniz aşırı ülkelerle yaptığı ticaret sayesinde zengin bir devlet olmuştur. Duka adı verilen ve güçlü ailelerden seçilen temsilciler tarafından yönetilecek devletin temelleri böylece atılmıştır. Ancak 1112 yılına kadar Venedik seçimlerinde halk söz sahibi iken, bu tarihten itibaren Dukaları 480 kişiden oluşan bir meclis seçmeye başlamıştır. Büyük Meclis adı verilen bu kurulda İlk başta tüm vatandaşların seçilme hakkı varken, XIII. yüzyılın sonuna doğru sadece aristokrat ailelerin seçilebildiği bir meclis haline gelmiştir. Zengin olan bu büyük aileler, Venedik'i yönetmeye başlamıştır. 

Genel olarak Venedik büyük Meclisi'nde savaş, barış, atama ve Ticaret işleri kontrol edilirdi. Ayrıca Venedik yasalarını da yine Büyük Meclis koymaktaydı. 1350-1355 yıllarında ise büyük Dukalardan biri Marin Faliero bir darbe yaparak, Büyük Meclisi ortadan kaldırmak ister. Fakat bu girişim kendisinin idam edilmesiyle sonuçlanır.

Venedik'in gelişmesi ve zenginleşmesi, Bizans ile olan ilişkileriyle birlikte paralel gitmiştir. X.yüzyıldan itibaren Bizansın güç kaybetmeye başlamasıyla, Venedik Bizans için Türklere karşı önemli bir müttefik konumuna gelmiştir. Özellikle Mali açıdan çıkmaza giren Bizans, Venedik'e bağımlı hale gelmiştir. XI.yüzyılda Venedik Dukası Domenica Selvo, ünlü Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos'un kız kardeşiyle evlenmesi sonucunda Venedik, Bizans tarafından çok ayrıcalıklı Ticaret haklarına kavuşur. O dönem Bizans topraklarında yer alan Akdeniz'de Antakya, Ege'de Foça ve Çanakkale, Karadeniz'de ise Trabzon gibi önemli limanlar da Venedik, Bu ilişkiler sayesinde konsolosluklar açmış ve vergiden muaf olarak Ticaret yapmaya başlamıştır. 
XII. yüzyılda da devam eden bu büyük ticari muafiyet sayesinde, Venedik zenginleşirken Bizans'ta ise Latinlere karşı büyük bir öfke Uyanmaya başlamıştır. Bizans halkı, Venediklilerin kendileri üzerinden zenginleştiğini iddia ederek tepkilerini ortaya koymaktaydı. Ayrıca 1180 yılında Manuel Komnenos'un ölümünün ardından Venedikliler, Bizans'ta yanlış bir veliahtı desteklemiş ve destekledikleri kral adayı tahta çıkamayınca, yaşanan halk hareketi sonucunda İstanbul'da (Konstantinopolis) bulunan pek çok İtalyan ve din adamı kılıçtan geçirilmiştir.
tarih
Kuşbakışı Venedik


Bizans, Venedik Cumhuriyetine gücünü gösterdiğini düşünse de Venedik'in başına ihtiraslı bir Duka gelecektir. Venedik cumhuriyetin altın çağını yaşatan Enrico Dandalo, 1192 yılında Venedik Dukası olur. Dandolo, gençliğinde Venedik elçisi olarak İstanbul'da bulunduğu sırada, Bizans'ın yoğun hakaretine maruz kalmış ve Bizans'a karşı büyük bir kin barındırmaktadır. Bizans'a hak ettiğini vermek için yakaladığı fırsatı, papa III. İnnocentius tarafından verilecektir. Papa Kudüs'ün kurtarılması için IV. Haçlı Seferleri oluşturulmasını ister. Ancak haçlıların elinde onları taşıyacak gemileri yoktur. Bu sebepten Venedik ile yüklü bir ücret karşılığında gemi yapımı için anlaşmaya varılır. Dandolo 300 adet gemi inşa ettirir. Ancak haçlıların planlanan parası çıkmaz. Dandolo bunun üzerine ilginç bir teklif sunar. Oluşturulan haçlı ordusu, Venedik adına o dönem Macar krallığının kenti olan Dalmaçya kıyısında ki Zara kentini kuşatıp alacaktır. Haçlılar kabul eder ve Zara kenti, Haçlı askerlerinin himayesine geçer. Bu sırada Dandolo müthiş bir fırsat daha elde eder. Bizans prensesi Aleksios, amcası İmparator III. Aleksios'a karşı taht mücadelesi vermektedir. Venedik Dukası Dandolo'ya bir teklif sunar. Teklife göre Dandolo, İstanbul'a gelecek ve tahtı ona verecektir. Dandolo'nun eline istediği fırsat geçer ve teklifi hemen kabul eder. Dandolo yaptığı girişimlerde Haçlı ordusunun İstanbul'a sefer düzenlemesine olanak sağlar.

Ardından 13 Haziran 1204 yılında İstanbul'a gelen Haçlılar, Dandolo Komutanlığı'nda bu büyük kenti 4 günde işgal eder ve İstanbul, tarihinin en büyük yağmalarından biri ile karşılaşır. Haçlı ordusu İstanbul'a büyük zararlar vermiştir. Ardından Konstantinopolis de yarım yüz yıl sürecek olan bir Latin egemenliği gerçekleşir. Dandolo ise şehir alındıktan sonra hem Konstantinopolis'i hem de Venedik'i yönetmeye başlar. İstanbul'daki çoğu Bizans hazinesi, Venedik'e götürülmüştür. Dandolo İstanbul'u fethettiğinde yaklaşık 85 yaşındadır. Dandolo 100 yaşında İstanbul'da ölür ve naaşı Ayasofya'nın Güney galerisine gömülmüştür.

Venedik, tarihinin en ünlü Dukası kudretli Dandolo, İstanbul için felaket olmuştur. Dandolo'nun kör olduğu tarihsel bir gerçektir. Kimi rivayetlere göre İstanbul'da gençliğinde elçilik yaptığı esnada, Bizanslılar tarafından kör edilmiş, başka bir rivayete göre ise yine gençliğinde Bizans ile savaşırken başına aldığı bir darbe sonucu kör olmuştur.

1261 yılında İznik'e çekilen Bizans İmparatorluğu, ani bir baskınla eski payidahtını geri alır. Bu tarihten itibaren Bizans ile Venedik her ne kadar birbirlerinden pek haz etmeseler de ortak bir düşmana karşı hareket edeceklerdir, O da Türkler.

Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik Arasında ilk deniz savaşı, Çelebi Mehmet döneminde 1416 yılında Ege kıyılarında yapılır ve Türk donanması yenilgiye uğrar. Ancak daha sonradan tahta geçen Osmanlı padişahları özellikle Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethi için donanmaya ağırlık verir. Venedik destek gönderse de 29 Mayıs 1453 günü İstanbul'un fethini durduramaz. İstanbul'un fethinin ardından Venedikliler, Sultan Mehmet ile anlaşma yoluna gider. 1454 yılında Osmanlı ile Venedik arasında bir ticaret Anlaşması imzalanır. 

Ticaret Anlaşmasının imzalanması, Osmanlı'nın politikasında herhangi bir şey değiştirmez. Sultan Mehmet, Venedik kontrolünde olan Ege Adaları, Mora ve Balkan topraklarına sefere çıkar. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1454 yılında, Venedik hakimiyetinde olan Argos fethedilmiştir. Bunun ardından 1463 ve 1479 yıllarında Venedik ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 16 yıl süren bir savaş dönemi geçmiştir. Venedikliler ticari zekalarını savaş konusunda da kullanarak Osmanlı'ya karşı Karamanoğlu, Akkoyunlular ve Arnavutlukta isyan eden İskender Bey gibi yeni ittifaklar aramışlar, ancak bu müttefiklerin Fatih Sultan Mehmet tarafından etkisiz hale gelmesi ile 1479 yılında Osmanlılarla barış yapmak zorunda kalmışlardır. Bu barışın altında Fatih Sultan Mehmet'in Pontus Rum İmparatorluğu'nu tarihten silmesi ve buna sebep oluşabilecek bir Haçlı seferini engellemekte yatmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet'in oğlu 2. Beyazıt da padişahlığı döneminde her ne kadar Cem Sultan olayıyla uğraşsa da Venediklilerin elinde bulunan kaleleri almıştır. Daha sonra gelen Yavuz Sultan Selim'in Mısır ve Suriye'yi ele geçirmesiyle, Venedik'in ticaret için Osmanlı'ya daha da bağlanmasına sebep olmuştur. 

İpek Yolunun, Osmanlı kontrolüne geçmesi batıda farklı bir olaya sebep olmuş ve yeni kıtaların ticaret yollarının keşfedilmesinin ardından, Osmanlı İmparatorluğu ve Venedik için farklı bir tarih sahnesi açılmaya başlamıştır. İpek Yolunda ki Osmanlı egemenliği, Venedik in ticaretine ve gelirlerinin azalmasına etki etmiş, Venedik'in zayıflamasına sebep olmuştur.

Ancak Osmanlı asıl darbeyi Preveze Deniz Savaşında 1538 yılında Haçlı donanması ve Venedik Cumhuriyeti'ne indirmiştir. 1570 yılında Sultan II. Selim'in Kıbrıs'ı fethmesinin ardından yaşanan İnebahtı Savaşı'nda, Osmanlı İmparatorluğu kaybetmesine rağmen Sokullu Mehmet Paşa'nın çabalarıyla Venedik istediklerini pek alamaz. Hatta Sokullu Mehmet Paşa burada tarihe geçecek bir sözü Venedik elçisine söylemiş "Siz bizim İnebahtı'da sakalımızı biz sizin Kıbrıs'ta kolunuzu kestik. Kesilen kol yerine gelmez Lakin kesilen sakal gür çıkar" demiştir. 1573 yılında Venedik, yapılan anlaşmayla Kıbrıs'taki Osmanlı hakimiyetini tanımak zorunda kalmıştır. 

Venedik için bir başka önemli Ege Adası olan Girit'in fethi (Sultan İbrahim döneminde 1669 yılı)  ardından Venedik kendi kıyılarına çekilmiştir. Dahası Yeni ticaret yollarının Akdeniz'in önemini azaltması da Venedik'in iyice zayıflamasına sebep olmuştur.

II. Viyana kuşatmasının ardından, 1683 yılında Osmanlı İmparatorluğu hezimet yaşamış ve bunun üzerine Karlofça Antlaşması'yla 1699 yılında Venedik, Mora ve Dalmaçya kıyılarını geri almıştır. 

XVIII. yüzyılın ortalarına gelindiğinde ise ticaret üzerine kurulu Venedik Cumhuriyeti, Fransız İhtilali ve Napolyon ile tanışıp sona doğru kürek çekmeye başlar. Napolyon tüm Avrupa'yı fethetmeye soyunduğu gibi Venedik Cumhuriyeti'ne de saldırarak 1797 yılında Venedik'i tarihin karanlık sayfalarına doğru gönderir. Napolyon dan sonraki süreçte Venedik, Avusturya ve Fransa arasında yer değiştirmiş, son olarak 1866 yılında Prusya'nın Avusturya'yı Sadova savaşı sonucunda yenmesi üzerine Venedik, Avusturya'dan ayrılmış ve İtalyan birliğine geçmiştir.

Koleksiyoncu Venedik Cumhuriyeti


Yaptığı Deniz ticareti ile zenginleşen Venedik Cumhuriyeti, 814 yılında yöneticilerin yerleştiği Dukalar Sarayı'nı inşa ettirir. Kendini önemli pozisyona getirmek için Venedik'e pek çok yerden ilginç koleksiyon amacıyla hırsızlıklar yaşanır. Hristiyanlık inancına göre dört büyük incil' den birinin yazarı olan Aziz Marko, İskenderiye kentinde gömülüdür. 828 yılında Aziz Marco'nun cenazesi iskenderiye'den kaçırılır ve Venedik'e getirilir. Aziz Marco Venedik'e getirildikten sonra kentin ve cumhuriyetin sembolü olduğu gibi Venedik gemilerinin de aynı şekilde  sembolü olmuştur. Venedik'in isimlerinden biri Aziz Marco Cumhuriyeti olmuştur. 

Yine Hristiyanlıkta denizlerin koruyucusu olarak nitelendirilen Saint Nicholas'in kemikleri 1100 yılında Venedik'e taşınmış ve onun adına burada yapılan bir kiliseye defnedilmiştir.

Venedik'in doğal yapısı kendini korumaya oldukça elverişlidir. Tarih boyunca uzun süre ufak bir ticaret kentinin bu derece güçlenmesi ve ayakta kalmasının sırlarından biri de budur. Lagün Bölgesinin bol doğal korunaklı yapısı, lagünlerin dibindeki kumların gelgitli yapısı, Venedik kentinin denizden işgalini imkansız kılmıştır. Çünkü kum yığınlarının hareketlerini iyi bilen Venedikliler, denize attıkları kazıklar ile kendi gemilerinin karaya oturmasını engelledikleri gibi, olası bir düşman saldırısında da bu kazıkları denizden çıkardıklarında düşman gemilerinin karaya oturmasını sağlıyordu. Bu sayede Venedik, düşmana karşı deniz yoluyla alınamayacak derecede doğal korunaklı bir yapıdaydı. Venedik tarihinde, Zengin Venedik halkının vatandaşlık şartı da ağırdı. Yabancı birinin Venedik vatandaşı olabilmesi için 25 sene Venedik'te yaşamış olma şartı getirilmiştir.

Akdeniz'in Ticaret Cumhuriyeti Venedik ve Tarihi Reviewed by Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri on 13:39 Rating: 5
loading...

Hiç yorum yok:

Tüm Hakları Saklıdır Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri © 2014 - 2015
Bu Site Tarih Komplo Tarafından Desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tarihi Gerçekler Ve Komplo Teorileri. Blogger tarafından desteklenmektedir.